Vakti ile Nasuh adında bir adam vardı. Kadınlar hamamında tellallık ederek geçinirdi. Yüzü, kadın yüzüne benzerdi. Tüyü, tüsü yoktu. Erkekliğini daima gizlerdi. Kötülükte, hilede pek ilerde idi. Yıllarca tellallık etti, hiç kimse onun halinden, sırrından bir koku almadı, şüphelenmedi. Çünkü, sesi kadın sesine benzerdi, yüzü de kadın yüzüne. Çarşaf giyerek başını örter, yüzüne peçe takardı. Tövbe eder, tellallıktan ayrılmak isterdi, fakat kadın sevgisi, kafir nefsi onun tövbesini bozdurur dururdu. Bu kötü ve çirkin işler gören kişi, bir arifin yanına gitti ve ona; “Dualarında bizi hatırla!” diye yalvardı. O arif adam, onun gizlediği sırrı öğrendi, fakat açığa vurmadı. Hakk şarabını içen arifler, sırları bilirler fakat, onları örterler! Arif “Ey kişi eylediğin işten Allah sana tövbe nasip etsin!” Nasuh bir gün hamamda tas doldururken, padişahın kızının birinin kıymetli bir cevheri kayboldu. Onu bulmak için her kadın aramaya koyuldu. Hamamın kapısını sımsıkı kapadılar; herkesi...