Kayıtlar

Mesnevi-Mevlana etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dua-Mevlana

Resim

Rabbimize Suizan Etmeyelim

Herat şehrinde yoksul ve küstah biri vardı. Küstah ve kendini bilmez biriydi. Bir gün çarşıdan geçerken; Bir efendi ile yanındaki kölesini gördü. Kölenin sırtında atlas bir elbise, belin dede altın bir kemer vardı. Başını gökyüzüne kaldırarak: - Yarabbi dedi. Su efendinin, kuluna baktığı kadar sen kuluna bakmıyorsun. Kula nasıl bakılır, su efendiden öğren diyerek dert yanar. Aradan zaman geçer.  Günler sonra yine o pazardaydı. Padişahın adamları o köleye olmadık işkenceler ediyor ve "Söyleyin efendinizin hazineleri nerede" diye soruyorlardı.  Köle işkenceden ölecek hale geldiği halde, efendisinin hakkında hiç konuşmadı ve sır vermedi.  Bu durumu şaşkınlıkla seyreden yoksulun kulağına söyle bir ses geldi.  "Ey kula nasıl bakılır, diyen yoksul. Sende kul nasıl olur gör. Bilmiyorsan o efendisi için can veren köleden öğren.  Yoksul adam çok mahcup oldu. Hiç kulluk etmediği halde Rabbi hakkında suizanda bulunduğu için teybe edip af ...

Fare İle Deve

Çok eskiden, kendini beğenmiş şımarık bir fare ile, akıllı ve alçak gönüllü bir deve yaşardı. Bir gün karşılaşıp arkadaş oldular. Fare: -Sana kılavuzluk etmeliyim! dedi...Yularından çekip istediğim yere götürmeliyim!... Deve arkadaşının küstahça teklifine razı oldu. Bir süre gittikten sonra küçük bir dere kenarına ulaştılar. Devenin diz kapaklarına bile ulaşmayan su, Fare için uçsuz bucaksız bir deniz gibiydi... -Ben buradan geçemem diye fısıldadı korkuyla... Deve:-Ne bekliyorsun? diye çıkıştı. Kılavuz önden gider, dal bakalım suya... -Ama... diye kekeledi Fare, görmüyor musun su çok derin? Fare mahcup olmuş, boyundan büyük işlere giriştiği için kıpkırmızı kesilmişti... -Sizin için küçük ama, bana göre çok büyük bir su....diye inledi. Ben artık kılavuz olmaktan vazgeçiyorum. Keşke daha önceden düşünseydim de boyumdan büyük işlere girişmeseydim. -Evet, dedi Deve, yumuşak bir sesle, herkes kendi haddini bilmeli ve asla aldatıcı gurura kapılmamalı.. Sözün Özü: ...

Günahsız Ağızla Dua

Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya: “Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu. Musa (a.s.): “Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi. Bunu üzerine Allah’ü Teala: “Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.  Kaynak: Mesnevi

İnsanoğlunun İhtirâsı

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri "kuddise sirruh", insanoğlunun ihtirâsını şu misalle ifâde buyurur: Bir gün bir ağacın altında oturmuş dinleniyordum. Bir karınca dikkatimi çekti. Kendinden hayli büyük bir ekmek kırıntısını yüklenmiş, sürükleye sürükleye götürüyordu. Bazen bir su birikintisiyle karşılaşıyor ve etrafından dolaşıyor, bazen de otlara takılan ekmeğin ucunu kurtarmak için didinip duruyordu. Ama ne ekmek parçasını bırakıyor, ne de rahatça taşıyabilmek için ekmeği ufaltıp küçültmeye râzı oluyordu. Bu şekilde o sıcak günde, bu ekmek parçasını uzun bir mesafe taşıdı. Nihâyet yuvasına geldi. Lâkin yuvasına giden koridor küçük, taşıdığı lokma ise büyüktü. Binbir zahmetle yuvanın ağzına kadar getirdiği ekmek parçasını bir türlü içeriye sokamıyordu. Ekmeğin etrafında dolaşıyor, parçayı döndürüyor, öbür tarafından çekiyor, ama bir türlü lokmacık yuvaya girmiyordu.  Bu manzara, beni, insanın hâlini düşünmeye sevk etti. İnsan bir ömür boyunca istif edip biriktir...

Ahmağın Sevgisi Ayının Sevgisi Gibidir; Kini Sevgi, Sevgisi Kindir

Bir ayıya bir canavar musallat olmuştu. Bir yiğit de onu kurtarmaya gitti. Bu iyiliğe o yiğit sebep olup ayı canavardan kurtulunca, çaresiz hayvan Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi adamın peşine takıldı. O müslüman yiğit hastalanıp yatınca, ayı gözcü olup onu bekledi. Oradan geçen birisi: “Bu hal nedir? Ey kardeş, ayıya bu teveccüh niye?” diye sordu. Yiğit, canavar hikâyesini anlattı. Adam da: “Aman ayıya gönül bağlama. Aptalın dostluğu düşmanlıktır. Ayı hileli ve zararlıdır.” dedi. Yiğit de: “Vallahi bana haset ettin. Ona değil sevgisine dikkat et!” dedi. Adam: “Aptalların sevgisi kötü bir şeydir. Benim bu hasedim onların sevgisinden iyidir. Ayıyı terk et, benimle yoldaş ol. Hemcinsini reddetme, ayıdan arkadaş olmaz.” dediyse de yiğit: “Hasetçi adam, yürü, kendi işine bak!” dedi.  Bunca söz yiğidin kulağına girmedi. Kötü zanna nasihat tesir etmez. Ondan el çekip ayının elini tuttu. Adam: “Gidiyorum, zira senin aklın başında değil.” dedi. Yiğit ise: “Var git, benim için hiç üzülme!”...

Mesnevi'den Bir Hikaye

Çinliler “ Biz mahir ressamız, dediler. Rum halkı da dedi ki: “ Bizim maharetimiz daha üstündür.” Padişah “Sizi imtihan edeceğim; bakalım hanginiz davasında haklı” dedi.  Çinlilerle Rum diyarı ressamları hazırlandılar; Rum diyarı ressamları ilimlerine daha vakıf kişilerdi. Çin ressamları “ Bize bir hususi oda verin, bir oda da sizin olsun” dediler. Kapıları karşı karşıya iki oda vardı. Bir tanesini çin ressamlar aldı. Öbürünü de Rum ressamları. Çinliler, padişahtan yüz türlü boya istediler. Yüce padişah bunun üzerine hazinesini açtı. Çinlilere her sabah hazineden boyalar verilmekteydi. Rum ressamları “ Pas gidermekten başka ne resim işe yarar, ne boya!” dediler. Kapıyı kapatıp duvarı cilalamaya başladılar. Gök gibi tertemiz, saf ve berrak bir hale getirdiler. İki yüz çeşit renge boyanmaktansa renksizlik daha iyi. Renk bulut gibidir. Renksizlikse ay. Bulutta parlaklık ve ziya görürsen bil ki yıldızdan aydan ve güneştendir. Çinli ressamlar işlerini bitirdiler. Hepsi de yaptıklar...

Düşmanın Tavsiyesi

Adamın biri, birisiyle meşrevette bulunuyor, tereddütten kurtularak bir karar vermek istiyordu. Danıştığı adam ona dedi ki: “İyi güzel de eğer isabetli bir karara vermek istiyorsan benden başkasını bul da ona danış, daha iyi olur. Çünkü ben senin düşmanınım. Boşuna bana ümit bağlama zira düşmanın söyleyeceğine güven olmaz. Kendine dost birini bul çünkü dost dostun hayrını ve iyiliğini diler.  Kurttan bekçilik beklemek doğru olmaz. Bir şeyi bulunmayacak yerde aramak, aramamak demektir. Kim gerçek dostlarıyla düşüp kalkarsa külhanda bile olsa gül bahçesindedir. Fakat geçek dost olmayanlarla düşüp kalkan gül bahçesinde de olsa külhanda sayılır.  “Birine düşmanlıkta bulunduysan aradan yıllar da geçse ondan sakın, seni seven bir dostla danışarak soracağını sor,” dedi. Bunun üzerine danışan adam: “Ey iyi ve akıllı kişi biliyorum ki sen benim eski düşmanımsın, fakat akıllı ve tedbirli bir kişisin. Aklın benim zarar görmeme rıza göstermez,” dedi. Kaynak: Mesnevi

ALLAH’I Zikretmenin Karşılığı

Adamın biri her zaman “Allah Allah” diye zikreder bu zikirden dolayı ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı. Bir gün şeytan gelip: “Ne durmadan Allah Allah deyip duruyorsun bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah(c.c.) “lebbeyk kulum,” dedi mi sana. Hiç sende utanma sıkılma yok mu? daha ne kadar Allah deyip duracaksın?” dedi. Bunun üzerine adam utandı sıkıldı zikri bıraktı. Gönlü kırılmış bir hâlde yattı uyudu. Rüyasında Hz. Hızır’ı gördü. Hızır ona: “Neden yaptığın güzel işi terk ettin “Allah Allah” diye zikretmeyi bıraktın,” dedi. Adam: “Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. “lebbeyk-buyur-“ sesi gelmedi. Kapıdan kovulmaktan korktum,” dedi. Bunu üzerine Hz. Hızır: “Senin Allah demen, Allah’ın (c.c.) lebbeyk kulum-buyur kulum demesidir, Allah (c.c) isminin zikrini herkese nasip eder mi, bunu sana nasip etmesi az şey mi?” dedi.  Kaynak: Mesnevi

Nasuh Tövbesi’ nin Hikayesi

Vakti ile Nasuh adında bir adam vardı. Kadınlar hamamında tellallık ederek geçinirdi. Yüzü, kadın yüzüne benzerdi. Tüyü, tüsü yoktu. Erkekliğini daima gizlerdi. Kötülükte, hilede pek ilerde idi. Yıllarca tellallık etti, hiç kimse onun halinden, sırrından bir koku almadı, şüphelenmedi. Çünkü, sesi kadın sesine benzerdi, yüzü de kadın yüzüne. Çarşaf giyerek başını örter, yüzüne peçe takardı. Tövbe eder, tellallıktan ayrılmak isterdi, fakat kadın sevgisi, kafir nefsi onun tövbesini bozdurur dururdu. Bu kötü ve çirkin işler gören kişi, bir arifin yanına gitti ve ona; “Dualarında bizi hatırla!” diye yalvardı. O arif adam, onun gizlediği sırrı öğrendi, fakat açığa vurmadı. Hakk şarabını içen arifler, sırları bilirler fakat, onları örterler! Arif “Ey kişi eylediğin işten Allah sana tövbe nasip etsin!”  Nasuh bir gün hamamda tas doldururken, padişahın kızının birinin kıymetli bir cevheri kayboldu. Onu bulmak için her kadın aramaya koyuldu. Hamamın kapısını sımsıkı kapadılar; herkesi...

Ortak Aci, Ortak Huzun, Ortak Puruz

Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kusa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini, asil olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek...  O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları.  Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yasarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar.  O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan. Topal kuşlar birbirlerinin 'arızalarını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine.  En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine d...

Kılavuz-Mesneviden Bir Hikaye

Zemheri soğukları inmişti gökten. Kar yağıyor, şiddetli bir poyraz karı savuruyor, dondurucu bir tipi yeryüzünü kasıp kavuruyordu. Bir Allah dostu tipide yürürken bir köleye rastladı. Üzerinde yırttık bir mintan vardı sadece. Dişleri birbirine vuruyor, soğuktan tir tir titriyordu. ‘Niçin efendine sana kalın bir giysi almasını söyleyemiyorsun?’ Köle: ‘Neden söyleyeyim ki’ dedi. ‘Benim halimi görmüyor mu?Beni benden daha iyi bilen birinden ne isteyeyim?’ Derviş bu sözü duyunca bir çığlık atarak kendinden geçti. Can evinden bir ateş yükseldi. Bir süre sonra ayılınca, kendi kendine: ‘İşte’ dedi. ‘bir kılavuz göründü. Ey gerçeğe ulaşmak isteyenler! Yolu köleden öğrenin!’ Kaynak : Mesnevi-Mevlana