Kayıtlar

Hayatin Icinden etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kuşadası'nın Öyküsü

Kuşadası Kuva-yi Milliye kahramanı olan Cam Mehmet Efe Girit göçmenidir. Girit’te Rum’ların Türk ailelerine yaptığı vahşetleri görmüş ve yaşamıştır.  Kuşadalı Hasan Bey Oğlu Mahmut Esat Efe ile birlikte yüz yirmi kişilik Kuşadası Ulusal Güç Örgütü içindedir. Mahmut Esat Efe “Baş efedir.” Aydın’da bulunan 57. Tümen Komutanı Albay Şefik Aker Bey’e bağlıdırlar. Ayrıca Teğmen Zekai Bey ile ve “Yörük Ali Efe” ile temastadırlar. Kuşadası’nın onuru ve gururu Mahmut Esat Efe, Hasan Ve Mehmet Reisler ile Ayasulug, Aziziye (Çamlık), Burgaz(Gökçealan), Kurfal(Yeniköy), Naipli, Balatcık, Moralı, Ortaklar, Cellat (Belevi), Kalamaki(Güzelçamlı) bölgelerinde yüzlerce kez işgal Yunan Kuvvetleri ile çatışmaya girerler ve hepsinde başarı kazanırlar. Özellikle, Aydın -İzmir tren yoluyla düşmanın yaptığı lojistik çalışmaları engellerler. Kuşadası’nda Türklere zulüm eden Rumları cezalandıran Çam Mehmet Efe Rumların “kara belası ve kabusudur.” Aydın’ın işgalini yapan Yunanlı General “ Aydın ve yöresind...

Zavallı, Baca Süpürgesi Çocuklar

Baca temizleme tarihinde korkunç bir dönem olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere ' de yaklaşık 200 yıl boyunca çocuklar baca temizliğinde kullanıldı ve bu kurum dolu bacaların içinde tırmanmaya zorlanan bu küçüklerin yaşamları kabus gibiydi... Küçük çocukların kullanılmaya başlaması 2 Eylül 1666. tarihinde yaşanan Londra Yangını ' ndan sonradır... Büyük bir hasardan sonra yangın söndürülmüştü fakat ardından bir daha olmaması için şehir bina yönetmenliği yeniden düzenlenmişti... Şömineler dar bacalarla inşa edilmek zorunda kaldı , kullanımdan sonra bacaların tıkanıklıktan kurtulmasını sağlamak gerekiyordu, Bacaları temizlemek için küçük çocukları kullandılar.. Küçük çocuklar yoksulluk çeken anne ve babasından, ′ çırak ′ olarak satın alınıyorlardı , ama gerçek böyle degildi. O bir köleydi aslında..Baca süpürgesi olarak kullanılıyorlardı ve bu çocuklar maalesef sadece orta yaşa kadar yaşayabiliyorlardı.. Sadece 18 inç genişliğinde bacalardan geçmek bu çocukların ...

Kahvenin Sadece 40 Yıl Hatırı Yok, Bakın Daha Neleri Var .

Türk Kahvesinde 65 Tat ve Koku Bulunuyor Ege Üniversitesinde yapılan çalışma sonucu, Türk kahvesinin lezzeti akademik literatüre girdi. Ege Üniversitesinde (EÜ) yapılan çalışma sonucu, çok kavrulmuş Türk kahvesinde 65 farklı tat ve koku tespit edildi. EÜ'den yapılan açıklamaya göre, 500 yıldan fazla geçmişe sahip Türk kahvesinin lezzeti, üniversitede gerçekleştirilen doktora çalışmasıyla akademik literatüre girdi. Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Elmacı ve doktora öğrencisi Jülide Kıvançlı'nın "Türk Kahvesinin Karakteristik Lezzetinin GC/MS ve Lezzet Profili Analizi ile Belirlenmesi" başlıklı çalışması, bu konu üzerinde yapılan ilk bilimsel uygulama oldu. Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Elmacı, Türk kahvesinin kültürü üzerine ulusal akademik yayınlar yapıldığını ancak lezzetine yönelik çalışma bulunmadığını belirtti. Yabancı yayınlarda Türk kahvesine bugüne kadar hiç yer verilmediğine dikkati çeken Elmacı, geleneksel lezzeti uluslar...

Aysel Gürele Ünzile Şarkısını Yazdıran Hikaye

Aysel Gürel'in Anadolu turnesinde mola verdiği bir köyde başlar. Bu köyde Gürel Ünzile ile karşılaşır. Biraz sohbet ettikten sonra Ünzile'nin hayatını dinler. Ünzile çocuk yaşta evlendirilmiştir. Görücü usulü birkaç koyun karşılığı isteyen kişiye teslim edilmiştir. Yediği dayaklar ve gördüğü baskılardan sonra hiçbir şeye tepki vermez ve hiç birşey soramaz olmuştur. Aslında Ünzile'nin hikayesi geri kalmışlığın hikayesidir. Hala Anadolu'nun bazı bölgelerinde kız cocukları mal gibi alınıp satılmakta, bir ömür geçireceği kişi başkaları tarafından seçilmektedir. Aslında Ünzile Türk kadının hikayesidir. İnsan yaşamının hiçe sayıldığı yerlerin hikayesidir. Aysel Gürel de çaresizliği bu şarkıyla anlatmaya çalışmıştır. Sezen Aksu'nun ve Şebnem Ferah'ın müthiş yorumlarıyla ayrı bir anlam kazanmıştır Ünzile... Birde şarkıyı bundan sonra dinleyin.Eminim daha bir anlamlı gelecektir. Çünkü bu bir şarkı değil çaresizliğin haykırışıdır... Ünzile insan dölü On kardeş beşi ölü ...

İstanbul Bogazı'nı Yüzerek Geçen İlk Kadın Pakize Tarzi

İstanbul Bogazı'ni yüzerek geçen ilk kadın Pakize Tarzi. 1932 İstanbul Bogazi'ni geçmek hele 1932 lerde ekipmanların yetersizliği, kullanılan mayoların şimdi ki gibi vücuda uygun olmaması da göz önünde bulundurulursa hiç de kolay değildi. Ters akıntılarda yaklaşık 7 Km... Fakat bunlar Pakize Tarzi’ye engel olmadı. Pakize Tarzi, babasinin görev yaptigi Halep’te 1910 yılında dünyaya geldi. 1918 yılında İngilizler’in Şam’ı işgal etmesi sebebiyle Adana’ya, Adana’da Fransızlar tarafından işgal edilince Konya’ya taşındılar. Ortaokulu burada bitiren Pakize Tarzi ve ailesi Konya’da cikan olaylardan sonra Bursa’ya taşındılar. Bursa Amerikan Kız Koleji’nde eğitimine devam edip tamamladı. Tıp eğitimi almaya karar verince bu kez de İstanbul’a taşındılar. Üniversite’ye girebilmesi icin yaşı büyütülen Tarzi, 1932 yılında Darülfunun’unda tıbbiye mezunu ilk kadın oldu ve sonrasında Profesör Liepmann ile bir çok ameliyata girip zorlu tedaviler uyguladı. Prenses Pakize Tarzi, ül...

Gunun Sozu-En Iyi Ol

Eger zirvede cam olamazsan, Vadide bir cali ol. Derenin yanindaki en guzel cali sen ol, Agac olamazsan kuçucuk bir cali ol. cali olamazsan bir parca cimen ol, Susle, senlendir bir yol kenarini. Balina olamazsan kucucuk bir balik ol, Ama govdeki baliklarin en kivrak olani. Hepimiz kaptan olamayiz, tayfalar da olacak Hepimiz icin yapacak bir seyler var dünyada. Buyuk isler de var kucuk isler de, Yapmamiz gereken sey yanibasimizda. Anayol olamazsan ol bir patika, Gunes olamazsan ol bir yıldız, İster büyük ol ister kucuk, Her zaman en iyi ol yalniz. Douglas Malloch

Sevgi ve Kafka

Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmayan Franz Kafka, Berlin'de bir parkta yürürken, çok sevdiği oyuncak bebeğini kaybettiği için ağlayan, küçük bir kız çocuğuyla tanıştı. "Kafka" çocukla birlikte, bebeği uzun süre arar ve başarısız olur. Ertesi gün onunla, bebeğini aramak için yeniden buluşmak istediğini söyler. Fakat yine bebeği bulamazlar. Kafka, kıza bebek tarafından yazılmış bir mektup verir.. Mektupta "Lütfen ağlama, dünyayı görmek için bir geziye çıktım. Sana maceralarım hakkında yazacağım", diyordu. Böylece, Kafka'nın yaşamının sonuna kadar devam edecek bir hikâye başladı. Kafka küçük kızala, her buluşmasında bebeğin maceralarının yazılmış olduğu mektupları okur ve akabinde çocuğun çok mutlu olduğunu görür. Kafka, Berlin'e dönmeden önce oyuncak dükkanına uğrar (bir tane bebek satın alır ) kız çocuğu ile buluşmaya gider. Bebeği çocuğa uzatır. "Ama Hiç bebeğime benzemiyor," der kız. Kafka, bebeğin yazdığı bir başka mektupu çocuğa verir: Mektu...

Düğünerde Neden Altın Takılır

Doğudan batıya geleneğimiz olan “Düğünler de hediye verme” nedir? Neden hediye olarak altın takılır? Biliyor musunuz? Hera, Yunan Mitolojisinde tanrıçaların en güzellerinden biridir. Roma’da Juno olarak adlandırılır. Olympos tanrıları arasında kraliçe vasfına sahiptir ve Evlilik Kraliçesi olarak anılır. Titanların, tanrılar ile savasından sonra Zeus ve Hera evlenmişlerdir. Evlilik törenleri Atina’nın kuzey batısında Khterion dağı zirvesinde yapılmış, 300 yıl sürmüştür. Gaia toprak ana (doğa) tanrıçasıdır. Yunan Mitolojisin’de bütün tanrıların ve titanların soylarının çıktığı ilk tanrıçadır. Zeus ve Hera’nın büyük annesidir Gaia. Bu düğünde hediye olarak Gelin Hera’ya altından bir elma ağacı hediye eder. Böylece gelinlere elma, nar ve altın hediye edilmesi geleneği yerleşmiş ve dünyada “düğülerde hediye kültürü” de başlamıştır.

Sirke ve Mucizevi Kullanim Yerleri

Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları: Sirke Bilgisayar ve çevre birimleri temizler : Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun. Bilgisayarınızın faresini temizler:   Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça ...

Pazartesi Gününün Önemi

Pazartesi gününü aklımıza hep Pazartesi Sendromu yani kaygı veren, strese sokan bir gün olarak kazımaya çalışıyorlar. Hâlbuki pazartesi çok önemli bir gündür. İslami açıdan pazartesi çok önemli olaylar gerçekleşmiştir. İbn-i Abbas’tan -radıyallahu anh- şöyle rivâyet edilmiştir:  “Hazret-i Peygamber, pazartesi günü doğdu, pazartesi günü Peygamber oldu, pazartesi Mekke’den Medîne’ye hicret etti, pazartesi günü Medine’ye vardı, pazartesi günü vefat etti. Pazartesi günü (Kâbe’de hakemlik yaparak) Hacer-i Esved’i yerine koydu. Pazartesi günü Bedir zaferini kazandı. Pazartesi günü «Bugün size dininizi tamamladım.»  (el-Mâide, 3)  ayeti nazil oldu.”  (Ahmed, I, 277; Heysemî, I, 196) Pazartesi Hira dağında ilk vahiy Hz Cebrail A.S tarafından getirilmiştir. Yani pazartesi günü peyagmberlik verilmiştir.  Pazartesi Allah gönlü ve ruhu besleyen yeşilliği, ağaçları yaratmıştır.   Peygamberimiz Pazartesileri oruç tutardı. Yani Pazartesi ...

İstanbul'un Semtleri İsimlerini Nereden Alıyor ?

Aksaray:  Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler. Ahırkapı:  Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi. Aşiyan:  Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan,Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor. Baglarbasi  Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor. Bebek  Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki,Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması.Diğeri ise,padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anıl...

Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu

Resim
Küçük Japon kız Sadako, 6 Ağustos 1945' te Hiroşima’ya atom bombası atıldığında 2 yaşındaydı. 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmıştı. Ama durumu ümitsizdi. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kız hayat doluydu. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyordu. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadındı. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamıştı. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş ve son nefesini vermişti. Küçük Japon kız çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamıştı. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda öyle hızlı yapıyordu ki,1000 tane turn...

Veda Busesi'nin Hikayesi

Eşini kanserden kaybeden Orhan Seyfi‘nin kansere yakalanan kızı, “Annem öldüğünde çok ağladın. Ben ölürsem ağlamayacağına söz ver” deyince Orhan Seyfi söz verir. Bir süre sonra kızını kaybeder ve şu dizeleri yazar:  “Bir alev halinde düştün elime, hani ey gözyaşım akmayacaktın?”

Hikmet Perdeli Bir Şefkat... Aşerme

Anne olanlar çektikleri, baba olanlar da şahit oldukları için pekçok insanın yaşadığı bu hâdiseyi çok iyi bilirler. Meselenin aslını bilmeyen bazıları; "yine kimbilir ne yedin?" diye hanımını suçlar. Hanımlar da kendi aralarında konuşurken; "Aman benim hâmileliğim çok sıkıntılı olu-yor" diyerek tekrar çocuk sahibi olmak istemediklerini söylerler. Bazıları da kış ortasında karpuz, yazın portakal isteyerek etraflarındakileri seferber ettiklerinden söz ederler. Mide bulantısı, kusma veya belli gıdalara karşı aşırı isteklilik veya isteksizlik olarak bilinen, hâmileliğin göstergesi olan belirtiler, halk arasında aşerme deyimi veya sabah hastalığı ile ifade edilmektedir. Aşerme belirtileri genellikle hâmileliğin ilk üç ayı içinde (7-12 haftalar arası) müşâhade edilir. Aşermenin klinik göstergesi olan bulantı ve kusmaların şiddeti, bünyeden bünyeye ve beslenme muhteviyatına bağlı olarak değişir. Hâmile kadınların çoğunda bulantı ve kusma şikâyetleri, hâmileliğ...

Bir Bakraç Yoğurt

Kânûni Sultan Süleyman bir gece rüyasında Peygamber Efendimiz (Sâllallahu Aleyhi Vesellem)'i görür. Peygamber Efendimiz (Sâllallahu Aleyhi Vesellem) ondan bir câmi yaptırmasını, bu câminin dünyanın en büyük mâbedi olmasını ister. Osmanlı imparatorluğunun en ihtişamlı dönemidir. İmparatorluk üç kıtaya yayılmıştır. Kanuni ertesi gün Mimar Sinan'ı çağırır, câminin hazırlığına başlanır. Kânûni camiyi sadece kendi mal varlığı ile yaptırmak ister . Bu büyük sevaba kimseyi ortak etmek istemez. Ustabaşılara sıkı sıkı tembih eder kimseden bir kuruş bile alınmaması için . Câminin tam karşısında , küçük bir kulübede oturan yaşlı bir kadın vardır . Caminin yapılışını hayranlıkla izlemektedir . Dört keçisi vardır, onların sütü ile geçinmektedir.  Câmi yükselmiş neredeyse bitmek üzeredir. Kadın uzaktan câmiye bakar hayranlıkla. Allah'ım der, Sultan Süleyman'a mal mülk verdin senin için câmi yaptırıyor . Benimse tek mal varlığım budur der keçilerin sütünden mayaladığı...

Şaman Öğretisi; Ben, Ben olduğum için sen, sensin.

Bir Şaman öğretisi şöyle der:  Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz...  Nehirler kendi suyunu içemez.  Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez.  Güneş kendisi için ısıtmaz.  Ay kendisi için parlamaz.  Çiçekler kendileri için kokmaz.  Toprak kendisi için doğurmaz.  Rüzgar kendisi için esmez.  Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.  Doğanın anayasasında ilk madde şudur:  Her şey birbiri için yaşar!  Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur... Eski çağlarda yürürlükte olan bir anlayıştı bu.  Bütünlüğü anlatırdı, özü iki cümleydi: "Ben, biz olduğumuz zaman ben olurum. "Ben, ben olduğum için sen, sensin."

Defne Ağacı ve Mitoloji

Defne ağacının ana vatanı Anadolu ve Balkanlardır. Defne bütün yıl koku veren ve yaprakları hiç solmayan ağaçlardan birisidir. İlacı, sabunu, kokusu, güneşli yerlerde yetişmesi, güneşli yerleri sevmesi, her mevsim yeşil kalabilmesi nedeni ile ve Işık tanrısı Apollon’un da gözdesidir. Antik Yunanlılar doğayı betimlemek için mitolojilerinden faydalanmışlar, doğayı mitolojileri ile açıklamaya çalışmışlardır. Yunan mitolojisinde bulunan hikayeden biri de Apollon ile Daphne(Defne)‘nin hikayesidir. Mitoloji de bu hikayenin geçtiği yer ise Antakya’nın Harbiye ilçesidir. Apollon mitoloji de güneşin, ışığın, şiirin, müziğin, okun, kehanetin tanrısıdır. Zeus’un oğlu, Artemis’in kardeşi Apollon çok iyi bir okçudur. Daphne ise nehir tanrısı Peneus’un kızıdır. Çok güzel olmasıyla ünlü olan bu su perisine aşık olan birçok erkek olmuştur. Ancak Defne hayatı boyunca evlenmemeye kararlıdır ve bu nedenle hiçbir evlenme talebini kabul etmemiştir. Günlerden bir gün Apollon dört tanrısal atı...

Charlie Chaplin / Mahçup Etmeden İyilik Yapmak

Resim
Sinema tarihinin en ünlü komedyeni Charlie Chaplin bir röportajında şöyle der; Küçük bir çocukken babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk vardı ve önümüzde anne-baba ve 6 çocuktan oluşan bir aile vardı. Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyordu. Onların sırası gelince, babaları gişeye geçti ve bilet fiyatını sordu. Gişe çalışanı ona bilet fiyatını söyleyince adam kekelemeye başladı ve dönüp karısının kulağına birşeyler fısıldadı. Mahcubiyet yüzünden kolayca okunuyordu. Birden babam cebinden 20 Dolar çıkardı ve yere attı. Sonra da eğilip yerden aldı ve adamın omzuna dokunarak şöyle dedi; “Paranız düştü beyefendi..” Adam babama baktı ve gözleri dolarak “Teşekkür ederim efendim” dedi . Onlar içeri girdikten sonra babam beni elimden çekti ve kuyruktan çıktı. Çünkü babamın adama verdiği 20 Dolardan başka parası yoktu. O günden beri babamla gurur duyuyorum ve o 2...

Etamin

Resim
Delikli kumaşa rengarenk iplikler vasıtasıyla yapılan kimi zaman bir çiçek buketi , kimi zaman bir manzara kimi zamanda bir sima olan güzelim uğraş.Kumaş delikli olduğu için işlemesi kolay.  Kullanım alanı ise çok geniştir; seccade, yatak örtüsü, pano ve daha neler neler. Üstteki resimdeki pano, yani ev duvalarına tablo niyetine asılır. 

Deli Petro'nun ( Petro Romanov) Yaptıkları

Doğumu ve Ölümü;  (1672-1725)  Yaptığı Hizmetler ; 1- Deli Petro 22 yaşında Çar olduğunda ilk yaptığı iş, ilk Rusça gazetenin çıkışını sağlamak oldu. 2- Ardından Avrupa'nın kullandığı Jülyen Takvimine geçilmesi emrini verdi. 3- Kadınların kendi rızaları olmadan evlendirilmesini yasakladı 4- Rus alfabesini geliştirdi. 5- Evrensel kitapları Rusçaya çevirtti. Bunlar arasında Kuran-ı Kerim de var. 6- İlk hastaneyi ve ilk tıp fakültesini kurdurdu. 7- Rus Kilisesinin siyasete müdahalesine son verdi. 8- Avrupa'daki bilimsel gelişmeleri görmek için bu ülkelere gezilere çıktı. 9- Ünlü Alman bilim adamı Leibniz ile dostluk geliştirdi ve Leibniz'in tavsiyesiyle, Saint Petersburg Bilimler Akademisi'ni kurdu. 10- Akademi masrafları gümrük ve liman gelirlerinden karşılandı. 11- Akademiye katılan yabancı bilimcilere üç katı maaş verildi. Böylece Avrupa'nın en önemli bilim adamları Rusya'ya geldi. 12- İlk bilimsel dergiyi çıkarttı. 13- Avrupa'nın en önemli kütüphanelerind...