Kayıtlar

Mitoloji-Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İstanbul Bogazı'nı Yüzerek Geçen İlk Kadın Pakize Tarzi

İstanbul Bogazı'ni yüzerek geçen ilk kadın Pakize Tarzi. 1932 İstanbul Bogazi'ni geçmek hele 1932 lerde ekipmanların yetersizliği, kullanılan mayoların şimdi ki gibi vücuda uygun olmaması da göz önünde bulundurulursa hiç de kolay değildi. Ters akıntılarda yaklaşık 7 Km... Fakat bunlar Pakize Tarzi’ye engel olmadı. Pakize Tarzi, babasinin görev yaptigi Halep’te 1910 yılında dünyaya geldi. 1918 yılında İngilizler’in Şam’ı işgal etmesi sebebiyle Adana’ya, Adana’da Fransızlar tarafından işgal edilince Konya’ya taşındılar. Ortaokulu burada bitiren Pakize Tarzi ve ailesi Konya’da cikan olaylardan sonra Bursa’ya taşındılar. Bursa Amerikan Kız Koleji’nde eğitimine devam edip tamamladı. Tıp eğitimi almaya karar verince bu kez de İstanbul’a taşındılar. Üniversite’ye girebilmesi icin yaşı büyütülen Tarzi, 1932 yılında Darülfunun’unda tıbbiye mezunu ilk kadın oldu ve sonrasında Profesör Liepmann ile bir çok ameliyata girip zorlu tedaviler uyguladı. Prenses Pakize Tarzi, ül...

Düğünerde Neden Altın Takılır

Doğudan batıya geleneğimiz olan “Düğünler de hediye verme” nedir? Neden hediye olarak altın takılır? Biliyor musunuz? Hera, Yunan Mitolojisinde tanrıçaların en güzellerinden biridir. Roma’da Juno olarak adlandırılır. Olympos tanrıları arasında kraliçe vasfına sahiptir ve Evlilik Kraliçesi olarak anılır. Titanların, tanrılar ile savasından sonra Zeus ve Hera evlenmişlerdir. Evlilik törenleri Atina’nın kuzey batısında Khterion dağı zirvesinde yapılmış, 300 yıl sürmüştür. Gaia toprak ana (doğa) tanrıçasıdır. Yunan Mitolojisin’de bütün tanrıların ve titanların soylarının çıktığı ilk tanrıçadır. Zeus ve Hera’nın büyük annesidir Gaia. Bu düğünde hediye olarak Gelin Hera’ya altından bir elma ağacı hediye eder. Böylece gelinlere elma, nar ve altın hediye edilmesi geleneği yerleşmiş ve dünyada “düğülerde hediye kültürü” de başlamıştır.

KOCA KARI DEĞİL “KOCA KARIA” İLACI.

Binlerce yıldır dilden dile gelen sözcük veya tabirlerin zamanla kulaktan kulağa değişime uğraması sık rastladığımız bir durumdur. İşte böyle azizliğe uğramış olan bir tabir de “Koca karı ilaçları” deyimidir. Bu tabirin aslı “Koca Karia ilaçları”dır. Büyük Menderes Nehri ile Dalaman Çayı arasında yaşamış karia(Karya)uygarlığının geçmişi M.Ö. 3400’lere dayanır. Birgün karia sarayının bahçesinde çığlık duyulur. Bir haykırış. Karia kralının kızıydı bu. Yörenin en zehirli yılanı sokmuştu. 1,5 metre boyunda, kurşuni renkli engerek. Genç kız acı içinde yere yığıldı. Yüzü morarmış, ateşi yükselmiş, narin bedeni titriyordu. Kan ter içindeydi. Hemen hekimlere gösterildi. Hekimler sonucu krala tek cümleyle özetlediler. "Maalesef." Karia prensesi ölecekti. Kral kahroldu. Biricik kızı ölürken, onun elinden bir şey gelmiyordu. Prenses ateşler içinde geçirdi geceyi. Yüzü gözü şişmişti. Kral da çaresizliğin acılarıyla sabahladı. Hekimler genç kızın akşama kadar ca...

Zeytin Ağacı ve Mitoloji

Yunan mitolojisine göre : Zeus kendisine en değerli hediyeyi verene ,Kentin koruyuculuğunu verecektir ve bunun için bir yarışma açar. Denizlerin tanrısı Poseidon , Zeus'a uzak diyarlara dahi uçarak gidebilen ve savaşta yenilmeyecek bir At armağan eder. Athena ise Zeytin ağacını.. Yarışma çetindir çünkü ikisi de Zeus'a dünyanın en güzel hediyesini vermek istemişlerdir. Kuşkusuz dünyanın en uzak diyarlarına gidebilecek ve yenilmez savaşçı bir At mükemmel bir hediyedir, ancak Zeytin ağacı daha mükemmeldir. Zeytin ağacının muazzamlığı karşısında başta Zeus olmak üzere tüm Tanrılar, Tanrıçalar büyülenmiş ve ağacın kustallığı karşısında donakalmışlardır. Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen Poseidon bile Zeytin ağacından o kadar etkilenmiştir ki, aralarındaki çekişmeye rağmen Zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder. Bunun üzerine , Athena Zeytin ağacından bir dal kırıp Poseidon'a verir ve öylece aralarındaki düşmanlık Zeytin ağacını...

Defne Ağacı ve Mitoloji

Defne ağacının ana vatanı Anadolu ve Balkanlardır. Defne bütün yıl koku veren ve yaprakları hiç solmayan ağaçlardan birisidir. İlacı, sabunu, kokusu, güneşli yerlerde yetişmesi, güneşli yerleri sevmesi, her mevsim yeşil kalabilmesi nedeni ile ve Işık tanrısı Apollon’un da gözdesidir. Antik Yunanlılar doğayı betimlemek için mitolojilerinden faydalanmışlar, doğayı mitolojileri ile açıklamaya çalışmışlardır. Yunan mitolojisinde bulunan hikayeden biri de Apollon ile Daphne(Defne)‘nin hikayesidir. Mitoloji de bu hikayenin geçtiği yer ise Antakya’nın Harbiye ilçesidir. Apollon mitoloji de güneşin, ışığın, şiirin, müziğin, okun, kehanetin tanrısıdır. Zeus’un oğlu, Artemis’in kardeşi Apollon çok iyi bir okçudur. Daphne ise nehir tanrısı Peneus’un kızıdır. Çok güzel olmasıyla ünlü olan bu su perisine aşık olan birçok erkek olmuştur. Ancak Defne hayatı boyunca evlenmemeye kararlıdır ve bu nedenle hiçbir evlenme talebini kabul etmemiştir. Günlerden bir gün Apollon dört tanrısal atı...

Deli Petro'nun ( Petro Romanov) Yaptıkları

Doğumu ve Ölümü;  (1672-1725)  Yaptığı Hizmetler ; 1- Deli Petro 22 yaşında Çar olduğunda ilk yaptığı iş, ilk Rusça gazetenin çıkışını sağlamak oldu. 2- Ardından Avrupa'nın kullandığı Jülyen Takvimine geçilmesi emrini verdi. 3- Kadınların kendi rızaları olmadan evlendirilmesini yasakladı 4- Rus alfabesini geliştirdi. 5- Evrensel kitapları Rusçaya çevirtti. Bunlar arasında Kuran-ı Kerim de var. 6- İlk hastaneyi ve ilk tıp fakültesini kurdurdu. 7- Rus Kilisesinin siyasete müdahalesine son verdi. 8- Avrupa'daki bilimsel gelişmeleri görmek için bu ülkelere gezilere çıktı. 9- Ünlü Alman bilim adamı Leibniz ile dostluk geliştirdi ve Leibniz'in tavsiyesiyle, Saint Petersburg Bilimler Akademisi'ni kurdu. 10- Akademi masrafları gümrük ve liman gelirlerinden karşılandı. 11- Akademiye katılan yabancı bilimcilere üç katı maaş verildi. Böylece Avrupa'nın en önemli bilim adamları Rusya'ya geldi. 12- İlk bilimsel dergiyi çıkarttı. 13- Avrupa'nın en önemli kütüphanelerind...

Koca Karı İlacı

MÖ 5'nci yüzyıldı. Aylardan Nisan. Bahar, Akdeniz ile Ege'nin buluştuğu topraklara merhaba demişti. Damıtılmış rüzgarlar binlerce otun ve çiçeğin aromalarından oluşan mis gibi bir koku yayıyordu havaya. Knidoslular, bugün Deveboynu dediğimiz Kap Krio'da taze baharı kutluyordu. Şarkılar söyleniyor, şiirler okunuyor, şaraplar içiliyordu. Bir anda bir çığlık duyuldu. Bir haykırış. Knidos kralının kızıydı bu. Yörenin en zehirli yılanı sokmuştu. 1,5 metre boyunda kurşuni renkli engerek. Genç kız acı içinde yere yığıldı. Güzeller güzeli bir kızdı. Kralın en küçük kızı. İki ablası yakın ülkelerin prensleriyle evlenip yuvadan ayrılmıştı. Sarayın tek çocuğuydu. O yüzden kralın canıydı. Yüzü morarmış, ateşi yükselmiş, narin bedeni titriyordu. Kan ter içindeydi. Hemen hekimlere gösterildi. Hekimler sonucu krala tek cümleyle özetlediler. "Maalesef." Knidos prensesi ölecekti. Genç kız öleceğine anlayınca babasına yalvarmaya başladı. "Baba ne olur bir şeyler yap. Yaşamak i...

İskenderiye Batık Kleopatra Heykeli

Resim
Heykelin yapısı bozulmasın diye su altından çıkarılmıyormuş. 

Büyük Ressam Fikret Mualla

Hastabakıcının bacağına masaj yapmasıyla rahatlayan Fikret Mualla, odanın ortasındaki masaya geçti. Resim yapmaktan vazgeçti. Mektup yazmaya başladı. Kendisini bu düşkünler evinden kurtaracak umut ışığı arıyordu. Günlerdir, tanıdığı herkese mektup yazıyordu. Bu sessiz çığlıkları duyan insan sayısı yok denecek kadar azdı. Üç gün önce, Fikret Mualla’nın yaşadığı Reillanne Köyü’ndeki kapı komşusu Bayan Vewehl Michel ziyaretine gelmişti. Dünyalar onun olmuştu; kendisini düşkünler evinden kurtarması için yalvarmıştı ona. Madam Angles’in kendini affetmesi için aracı olmasını istemişti. Dostlarına yazdığı mektuplarda da hep aynı isteği tekrarlıyordu. Madam Fernande Angles ve eşi eski milletvekili Raoul Angles, Fikret Mualla’yı yıllar önce, 1959’da Paris/Quartier Latin’deki bir kahvede tanımış, resimlerini almışlardı. Angeles çifti, Fikret Mualla’nın resimlerine tutku derecesinde bağlanmışlardı. Zamanla Fikret Mualla koleksiyonu yapmaya başladılar. Gerçi resimleri çok ucuza alı...

Süleymaniye Hamamı

Resim
Süleymaniye hamamı 1557 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Süleymaniye Külliyesinin parçalarından biri olan bu hamamın Mimarı ; Mimar Sinan'dır. Mimar Sinan'ın "kalfalık eserim" dediği bu eserin içerisinde Kanuni Sultan Süleyman'a ait bir loca bulunmaktadır. Hamam dökmeci hamamı olarakta bilinir. Bunun sebebi Osmanlı zamanında dökmeci dükkanlarının yanında bulunmasıdır.  Hamamda yüzyıllarca kullanıldıktan sonra kaybolan bir "sarılık tası" varmış. İnanışa göre bu tasla yıkanan sarılık hasları iyileşirlermiş. Süleymaniye hamamı kubbeleri ve birbiri ardı sıra geometrik olarak dizilmiş bacalarıyla İstanbul'un en güzel hamamlarından biridir.  Hamamda göbek taşını çevreleyen sekiz mermer sütun bulunur. 1924 yılında yapılmış olan hamam restore edilerek 2004 yılında yeniden hizmete açılmıştır. ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Süleyman the magn...

Osman Hamdi Bey'in Tablosu

Resim
Osman Hamdi bey'in o meşhur tablosunda herkes hep kaplumbağalara dikakt eder. Ama tablo kadar güzel birşey daha vardır ki oda tablodaki pencere üzerindeki yazıdır. "ŞİFAU' L KULUB LİKAÜL MAHBUB" Kalplerin şifası sevgilinin yüzü iledir.

St Antuan Kilisesi-Taksim

Resim
Taksim İstiklal Caddesinde Galatasaray lisesini geçtikten sonra mimarisiyle cezbeden görkemli yapı. St Antuan kilisesi aynı zamanda İstanbul’daki en büyük Katolik kilisesidir. Asıl bina 1724 yılında İstanbul’daki İtalyan cemaatı tarafından yapılmıştır. Yeni binası ise Mongeri tarafından tasarlanmış, İstanbul Venedikli ve Cenevizli İtalyan topluluğu tarafından yaptırılmıştır.    Kilisenin tarihi ise web sitesinde söyle anlatılmış; KİLİSENİN TARİHİ SÜRECİ 1221 . Fransiskenler Konstantinopolis'e (İstanbul) tam anlamıyla yerleştiler. İlk evleri Theotokos Kyriotissa kilisesi oldu. 1230. Otuzlu yılların başlarında Rahipler, kurucuları Assisili Aziz Fransua adına, Galata civarında başka bir kilise inşa ettiler. Bir mimarlık şaheseri olan bu tapınak, o zamanlarda Latinlerin Aya Sofyası olarak tanındı. 1306. Rum kesimindeki ilk kiliselerinden uzaklaştırılan Rahipler, Galata'da Aziz Fransua'da bulunan kardeşlerine katıldılar. 350 yıl boyunca ellerindeki tek...

İvriz/Konya Ereğli

Resim
Konya Ereğli sınırları içinde çok güzel bir köy. Önce Hititlerden kalma kabartmalar selamlar sizi. Bu kabartmanın bulunduğı dağın eteklerinden çıkan buz gibi su hem alabalık çiftliklerine hemde Ereğlinin bahçelerine hayat verir. Ziyaret ederseniz buz gibi suda karpuz çatlatıp nefis köy ürünlerinden yiyebilirsiniz. Bu resimde güzel İvriz güneş batarken çekilmiş.

Tolstoy’un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü

1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. 2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın. 3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin. 4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir. 5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. 6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez. 7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın. 8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın. 9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir. 10. En güçlü iki s...

Osmanlı Armasındaki Simgeler

Resim
1-Tuğranın etrafındaki güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden gelirmiş. 2-Sultan II. Abdülhamid’in tuğrası. (Arma her padişahın tuğrası ile yeniden düzenlenirmiş.) 3-Sorguçlu Kavuk: Osman Gazi şahsında, Osmanoğlu Hanedanı'nı ve tahtı temsilen. 4-Yeşil Hilafet sancağı. 5-Süngülü Tüfek: Osmanlı ordusunun aslî (temel) silâhı. 6- Çift taraflı teber. 7-Toplu tabanca. 8-Terazi: Şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil edermiş. 9-(Üstte) Kuran-ı Kerim. (Altta) Kanunnameler. 10-Nişan-ı Âli-i İmtiyaz. 11-Nişân-ı Osmânî. 12-Asâ ve şeşper. 13-Çapa: Donanmayı temsil edermiş. 14-Bereket boynuzu. 15-Nîşân-ı İftihâr. 16-Yay. 17-Nişan-ı Mecidî. 18-Borazan. 19-Şefkat Nişânı. 20-Top gülleleri. 21-Kılıç. 22-Top. 23-El siperlikli merâsim kılıcı. 24-Mızrak. 25-Çift taraflı teber. 26-Tek taraflı teber. 27-Bayrak. 28-Osmanlı sancağı. 29-Mızrak. 30-Ortasında stilize edilmiş güneş motifi ve 12 yıldız bulunan kalkan.

Şirince / İzmir

Resim
5 yıl önce Ege turu esnasında ziyaret ettiğim muhteşem köy. Mutlaka görülmeli. EVlerin konumlarına ( güneşe, yağmur suyuna kadar ayrıntılı düşünülmüş) güzel evler. Yaşanmışlık kokuyor. İnsan bir zamanlar burada kimbilir ne aşklar, sevinçler ve üzüntüler yaşandı diye düşünmekten kendini alamıyor. Bir sürü meyve türünden şarapları ise çok ilgi çekiyor.  Köy hakkında kısa kısa bilgiler;   Eski adının " Tepedeki Efes" olduğu belirtilen köyün Aydınoğulları zamanında kurulduğu sanılmaktadır. 19.yüzyılda Osmanlı yönetimi altında, Rumların oluşturduğu 1800 haneli bir köydür.  İzmir'in kurtuluşu ile birlikte boşalmış olan köye;1924 yılında Selanik ve Çevresinden gelen Türk aileleri yerleştirilmiştir.  Köyün mimari yapısı diğer köylerden farklı olup, tüm evler kagir, çok pencereli ve pencere ebatları aynı oranda yapılmış iki katlıdır. Balkonları asma balkonlar olarak yapılmış, bodrum kat kiler, ve mutfak olarak kullanılmışlardır. Evlerin pencere kenarları ve...

İğde Ağacı Efsanesi

Resim
İğde ağaçları; darmadağınık, eğri büğrü ve dikenlidir. Yakılmak için de pek tercih edilmezler. İğde; kıraç toprakların, boz toprakların ağacıdır çünkü efsaneye göre iğde cezalandırılmış bir ağaçtır.  Efsaneye göre Nemrut, Hazreti İbrahim’i ateşe atmaya karar verince, adamları ateşin yakılabilmesi için odun toplamaya başlarlar. Pek çok ağaç bu iş içinyanmaya gönülsüzdür. Çünkü kendilerinin yanması İbrahim’in yanması, İbrahim’in yanması kendilerinin yanmasıdır. Ateşin büyük olması için odun toplayıcılar uzun ve düzgün ağaçları tercih ederler. Ozamanlar uzun ve pürüzsüz olan iğde ağacı bu işe gönüllü olarak talip olur. Çevredeki iğde ağaçlarını keserek ateşe atarlar. Bir ara ateş o kadar büyür ki Hz. İbrahim’i atmak için yanına yaklaşamazlar. Bunun üzerine bir mancınık hazırlanır ve İbrahim’i onunla ateşe atarlar. İbrahim’in düştüğü yer gül bahçesi, ateş göl ve odunlar da balık olur. İlahi güçle kurtulan Hazreti İbrahim, iğde ağacının gönüllü olduğu için Allaha yalvarmış ve bu ...

Osman Gazi'nin Rüyası

Ebdal Kumral, tefekkür halindedir... Birden yanında Hızır aleyhisselâm beliriverir! Osman Gazi'yi kastederek. "O yiğidin istikbali çok parlak" der, "Var bul onu ve müjdeyi ver!" -Nasıl bir müjde? -Yakında rüyasını görür!.. Ebdal Kumral, dergâha koşar. Vardığında sohbet başlamıştır. Bir köşeye sokulur, diz çöker. Bakın şu işe ki Osman Gazi de oradadır. Genç mücahid kelimesini kaçırmadan şeyhini dinlemektedir... "Toprağa bağlanın!" Edebâlî Hazretleri "Toprağa bağlanın!" der, "Su kullanın, ağaç dikin, bahçelerinizi elden geçirin." (Bunlar bu coğrafyada kalıcı olduklarına dair işaretlerdir) "Fukaraya sahip çıkın, âlimlere hürmet edin..."  Gecenin ilerleyen saatlerinde Osman Gazi el öper, müsaade ister. Edebâlî hazretleri gözlerini kısar, geceyi dinler. Sonra nedendir bilinmez "Sabah ola hayrola" der, "gelin kalın burada!"... Bu diyarda ona itiraz ne mümkündür. "Başüstüne" der, baş eğerler. Derh...

Kız Kulesi

Resim
Ü sküdar’ın tarihi değerlerinden 2.500 yıllık Kız kulesi, İstanbul’un da en önemli simgelerinden biridir. Battal Gazi’den Afrodît’e kadar uzanan pek çok efsanesi anlatılır. Bu yüzden gizemini hâlâ korumaktadır.  Kızkulesi, Marmara ve Karadeniz’in sularının birleştiği yerde bulunuyor. Bu açıdan Hz. Hızır ve Hz. Musa’nın buluş­tuğu mekan olma ihtimali de çok yüksek. Klasik hikayeyi herkes bilir. Kendisine, çok sevdiği kızının on sekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenen kral çareyi yılanlardan uzak, denizin ortasında­ki kuleyi onarmakta bulur ve kızını da oraya kapatır. Ama kehanete engel olunmaz. Kuleye gönderilen üzüm sepetinden çakan yılan prensesi zehirler. Prensese demirden bir tabut yaptırılır. Ayasofya’nın girişine defnedilir.  Bugün, halâ daha bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, prensesi ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair rivayetler de vardır.  Kuran ı Kerim’de, Kehf (Mağara) suresinde Hz. Hızır’la Mus...

Atlantis,Nuh Tufanı ve Anunnakiler

Atlantis, Nuh Tufanı ve Anunnakiler Bağdat kenti yakınlarındaki Nippur kasabası yakınlarında yapılmış olan arkeolojik kazılar binlerce tabletten oluşan bir Sümer kütüphanesine ulaştı. Ele geçen tabletler tufan olayını bütün ayrıntılarıyla anlatıyordu. Bu metinler ünlü Gılgameş destanından da eskidir.  Gılgameş Destanı, Mezopotamya'daki Uruk kentinin ünlü kralı Gılgameş üstüne söylenmiş bir destandır .O güne dek, Nuh ile İbrahim Peygamber arasında geçen uzun sürenin tarihini yalnız Tevrat'taki "Tekvin bölümü"ü anlatmaktaydı. Tekvin Bab 6 şöyle anlatıyor: "... Ve vaki oldu ki, toprağın yüzü üzerinde insanlar çoğalmaya başladı ve onların kızları doğduğu zaman Allah oğulları insan kızlarının güzel olduklarını gördüler ve bütün seçtiklerinden kendilerine karılar aldılar."... Ve Rab gördü ki insanın kötülüğü çoktu ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi. Ve Rab, yeryüzünde insanı yaptığına nadim (pişman) oldu ve yüreğinde acı duydu. Ve ...