Kayıtlar

Genel Kültür etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dünyaca Ünlü Ama Anlatılmayan, Müslüman Bilim Adamları.

1. Akşemseddin: Pasteur ’dan 400 sene önce mikrobu buldu 2. Ali Kuşçu : Büyük astronomi bilgini. İlk defa ayın şekillerini anlatan kitabı yazdı 3. Ebul-Vefa: Trigonometri’de tanjant, cotanjant, sekant, kosekantı bulan büyük alim 4. Birûni: İlk defa dünyanın döndüğünü ispat etti 5. Ebu Kâmil Şü’ca: Avrupa'ya matematiği öğretti 6. Ebu Ma’şer: Med-Cezir (Gel-Git) olayını ilk o buldu 7. Battâni : Dünyanın en büyük kaşifidir. Trigonometrinin kaşifi 8. Câbir Bin Hayyan: Atom bombası fikrinin babası ve kimya biliminin atası büyük alim 9. Cezerî: 8 asır önce otomatik sistemin kurucusu ve bilgisayarın babası 10. Demirî: Avrupalılardan 400 sene önce zooloji ansiklopedisini yazdı 11. Farabî: Ses olayını ilk defa fizîki yönden açıklamıştır. Sesin fizîki izahını ilk defa o yaptı 12. Gıyâsüddin Cemşid: Matematikte ondalık kesir sistemini ilk o buldu 13. İbn Cessar: Cüzzamın sebebini ve tedavisini 900 sene önce açıkladı 14. İbn Hatip: Vebânın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ilmi yol...

İstanbul'un Semtleri İsimlerini Nereden Alıyor ?

Aksaray:  Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler. Ahırkapı:  Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi. Aşiyan:  Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan,Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor. Baglarbasi  Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor. Bebek  Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki,Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması.Diğeri ise,padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anıl...

Mona Lisa Üzerine..

Mona Lisa tablosundaki kadının gerçek adı Lisa Gherardini’dir. Mona Lisa, İtalyanca “Benim kadınım Lisa” anlamına gelmektedir. Tablo, 76×53 cm boyutlarındadır. İnsanların çoğu tabloyu daha büyük hayal etmektedirler. Mona Lisa tablosundaki kadına aşık olan bir aktör vardır. Hatta bu aşka daha fazla dayanamayıp arkasında bir not bırakmış ve Paris'te bir otelin dördüncü katından atlayarak intihar etmiştir. Tablo, Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir ve kendine ait özel bir odası vardır. Yalnızca yılda bir kez bakım ve temizlik için odadan çıkarılmaktadır. Yüz tanımada kullanılan sistem teknolojisi, tablo hakkında çeşitli bilgiler vermektedir. Örneğin Mona Lisa’nın yüzü %83 mutlu, %9 bıkkın, %6 korkmuş, %2 sinirlidir. Tabloyu görmek için yılda 6 milyondan fazla insan Louvre Müzesi’i ziyaret etmektedir. Tablo, paha biçilemez olduğu için sigortalanamamaktadır. Mona Lisa'nın kaşları yoktur. Konuyla ilgili pek çok şey söylenmektedir. Uzmanların açıklamalarına göre Mona Li...

Hasan Dağı ve Efsanesi

Resim
Ne kadar etkileyici bir görüntü. Lokasyon olarak Niğde-Aksaray arasındadır. Sizi kocaman bir ovanın ortasında tüm haşmetiyle selamlar. Zirvesi eskiden her daim kar kaplıydı , ama son global ısınmalarla artık bu görüntülere veda ettik.  Bu dağla ilgili halk arasında birde efsane vardır; Hasan dede, hasandağı'nda tek başına yaşayan bir ermiştir. ali baba ise aksaray’da bir hamamda külhancılık yapmaktadır. bir gün ali baba, hasandağına hasan dede’yi ziyarete gider. giderken de bir avuç “kor”u bir mendile koyar, hediye götürür. kor yanar ama mendile hiçbir şey olmaz. bir başka gün de hasan dede, ali baba’yı ziyarete gelir. o da gelirken mendilinde bir avuç kar getirir. külhanda oturup sohbete dalarlar. duvara asılı mendildeki kar öylece durmaktadır. bir ara hasan dede’nin gözü hamamdan çıkan kadınlara takılır. mendildeki kar damlamaya başlar. ali baba, hasan dede’ye bakarak, -dağ başında ermişlik hüner değildir. zor olan burada ak topuklu hanımlar karşısında da ermiş kalma...

Alından Öpmenin Sırrı

Epifiz Bezi'ni uyarmanın bir başka inanılmaz yolu da; üçüncü gözü öpmektir.  Bu canlandırıcı ve şifa verici bir güçtür.  Eğer birini alnından öptüyseniz, o zaman bunun ne kadar yoğun ve kuvvetli olduğunu bilirsiniz.  Bu kadar basit bir şeyin ne kadar duygusal olabileceğine şaşıracaksınız.  Alındaki öpücük, aynı zamanda 3. göze kondurulan öpücüktür.  Bu pek çok insanın fark edeceğinden çok daha fazla, derin bir şey içerir.  Kişinin ruhunu öpmek gibi bir şeydir..  Diğer insanlar genellikle alnımıza dokunmazlar, genellikle ellerimizden tutarlar. Ancak alınlarımız farklıdır..  Dudaklar alnımıza dokunduğunda, dudaklar sayesinde uyanma hissi oluşur.  Bu öpücük Epifiz Bezi'ni olduğu gibi hipofiz bezini de uyarır. Bunun sonucunda da melatonin salgılanır.  Melatonin de iyi bir uyku çekmemize yardımcı olur. Dolayısıyla, alna konulan iyi geceler öpücüğü bu açılardan çok yararlıdır.  Ayrıca 3. gözü öpme, güven hissi d...

Deprem Tedbirleri

Deprem esnasında , bağırarak etrafınızdakilere haber verin. Emniyetli bir yer bulup başınızı ve ensenizi koruyacak şekilde çömelin. Sarsıntı geçirinceye kadar olduğunuz yerde kalın. ( Deprem esnasında tekbir getirilir) .  Bir mekanın içerisindeyseniz, dayanıklı bir masanın ya da benzeri bir şeyin yanına girip, camlardan korunun.  Köprülerden, altgeçitlerden ve elektrik direklerinden uzak durun. Sarsıntı esnasında, merdivenlere ya da balkona çıkmayın.  Balkonlardan ve pencerelerden atlamayın, asansör kullanmayın. Depremden sonra sakin olun, panik yapmayın, önce kendi emniyetinizden emin olun.  Tesisatları kontrol eidn, hasar varsa kapatın.İçerde gaz kokusu alırsanız , gaz vanasını kapatın. Camları ve kapıalrı açın.Kibrit ve çakmak kullanmayın, elektirk düğmelerine basmayın. Hemen binayı terk edin. Telefonu acil haller dışında kullanmayın.  Çevrenizde yardım edebileceğiniz kimsenin olup olmadığını kontrol edin.

Çalışkanlığın Sembolü Karıncalar

Karıncaların 7500 e yakın cinsleri vardır. Kraliçeler 15-20 yıl, işçiler 5-10 yıl yaşar. Karıncalar çalışkanlığın sembolüdür. Başlarındaki dirsek şeklindeki antenlerini gözlerinden daha çok kullanırlar. Boyları 2 ile 18mm arasında değişir. Karıncalar ön bacaklarını bir el gibi kullanırlar. Bunlarla yiyecek toplar, yuvada yumurta ve kozaların yerlerini değiştirir ve vücutlarını temizlerler. Bu bacaklarında arılardaki gibi, kıllardan meydana gelmiş temizlik organı olan bir çift tarakları vardır. Karıncalar temizliklerine son derece düşkündürler. Gıda artıklarını ve ölen arkadaşlarını yuvanın dışındaki çöplüğe bırakırlar. Cemiyetin çoğunu işçiler teşkil eder. Gıda toplama, çobanlık yapma, yuvanın temizliği gibi ağır işlerin çoğu bunlara aittir. Karıncalar, birbirlerine her rastlayışlarında bir saniye dururlar ve bir şeyler söylüyormuş gibi antenlerini birbirlerine dokundururlar. Bir karınca, yuva içinde veya dışında aç bir arkadaşına rastladığında büyük bir nezakette bulunur. An...

St Antuan Kilisesi-Taksim

Resim
Taksim İstiklal Caddesinde Galatasaray lisesini geçtikten sonra mimarisiyle cezbeden görkemli yapı. St Antuan kilisesi aynı zamanda İstanbul’daki en büyük Katolik kilisesidir. Asıl bina 1724 yılında İstanbul’daki İtalyan cemaatı tarafından yapılmıştır. Yeni binası ise Mongeri tarafından tasarlanmış, İstanbul Venedikli ve Cenevizli İtalyan topluluğu tarafından yaptırılmıştır.    Kilisenin tarihi ise web sitesinde söyle anlatılmış; KİLİSENİN TARİHİ SÜRECİ 1221 . Fransiskenler Konstantinopolis'e (İstanbul) tam anlamıyla yerleştiler. İlk evleri Theotokos Kyriotissa kilisesi oldu. 1230. Otuzlu yılların başlarında Rahipler, kurucuları Assisili Aziz Fransua adına, Galata civarında başka bir kilise inşa ettiler. Bir mimarlık şaheseri olan bu tapınak, o zamanlarda Latinlerin Aya Sofyası olarak tanındı. 1306. Rum kesimindeki ilk kiliselerinden uzaklaştırılan Rahipler, Galata'da Aziz Fransua'da bulunan kardeşlerine katıldılar. 350 yıl boyunca ellerindeki tek...

Pabucunu Dama Atmak

Resim
Arada böyle şeyler yayınlıyorumki. Ne nerden gelmiş öğrenelim

Dolmabahçe Saat Kulesi/ Dolmabahçe Clock Tower

Resim
Saray mimarı Sarkis Balyan tarafından Neobarok ve Ampir tarzında yapılmıştır.Kule, 12x12 metrelik köşelerinde birer fıskiyeli havuzun olduğu bir platform üzerinde dört katlı olup kademeli olarak daralmaktadır. Kule 8.5x8.5 metrelik köşeleri pahlı bir kare plan üzerine oturmaktadır. Kulenin tüm cepheleri birbirine eştir. Sadece zemin kattaki açıklıklardan biri kapı olarak değerlendirilmiştir. Açıklıklar, yarım daire kemerli olup, bunların kemer aynalarında birer barometre yer alır. Açıklıkların iki yanında kompozit başlıklı, bir kısmı yivlendirilmiş her cephede toplamda dört sütun bulunur. Taşkın bir silmeyle ayrılan birinci katta, alt kat sütunlarının hizasında vazolar ile çeşitli bitkisel bezemeler bulunur. Bu kat daha yoğun bezemelidir, yarım daire söveleri sütunlar üzerine oturtulmuş pencere kenarlarında yine ikişer sütun yer alır. Pencere üstüne girlandlar yerleştirilmiştir. II. Abdülhamit armaları deniz ve kara yönünde bulunur. Bir üst katta serbest sütunlar yerine silmel...

Tolstoy’un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü

1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. 2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın. 3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin. 4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir. 5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. 6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez. 7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın. 8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın. 9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir. 10. En güçlü iki s...

HEİDİ, NEDEN ÇIPLAK AYAKLI

Bir çoğumuzun özellikle de çocukluğunu 80’ler ve 90’lar da yaşayanların severek takip ettiği çizgi film kahramanı Alp Dağlarının sev imli kızı Heidi’yi hepiniz bilirsiniz. Peki Heidi yaz kış neden hep çıplak ayakla dolaşıyordu? Hiç düşündünüz mü? İlk akla gelen, Heidi’nin özgür ruhundan dolayı ayakkabı giymeyi kendisinin istemediğini yönünde. Ancak gerçek hiç de öyle değil, hatta şok edici... Heidi bir köle çocuktur ve dönemin İsviçre yasalarına göre köle çocuklar ayakkabı giyemez... Orjinal hikayenin yaratıcısı Johanna Spyri, 53 yaşındayken yazdığı Heidi yoluyla, 80’lere kadar İsviçre toplumunda konuşulması tabu olarak kabul edilen çıplak ayaklı çocuklar hadisesine dikkat çekmiştir. Peki nedir bu olayın aslı? Heidi’nin gerçek hikayesi ne? Heidi’nin gerçek hikayesi Verdingkinder diye anılan çıplak ayaklı çocuklar, amiyane tabirle köle çocuklar ile başlıyor. İsviçre’de gayri meşru olarak dünyaya gelen, anne babası hapiste olan, suç işlemiş yahut kimsesiz kalmış çocuklar kilise papazla...

Çocuklara İsim Koyarken Dikkat

Aileler çocuklarına Kuran’dan isim koymak isterken ismin anlamına çok dikkat etmeliler.Kuran’da geçen her kelimenin isim olmayacağı iyi bilinmeli ve ‘bu kelime Kuran’da geçiyor, isim olur” mantığıyla çocuklara verilmemelidir. Ayrıca bazı isimlerde sırf söylenişi güzel diye çocuklara konulmamalıdır. İsimde önemli olan, anlamının güzel olması, yaşadığı toplum ve kültüre yabancı olmamasıdır. Mesela; Sanem ismi çocuğa verilmemelidir, çünkü Sanem, ‘put’ demektir,  Samet ismi, ‘hiç kimseye muhtaç olmayan’ demektir. Bu sadece Allah’a mahsus bir durumdur, dolayısiyle isim olarak kullanılamaz. Aleyna sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı ,üstümüze bela, sıkıntı aksın’ demektir. Kezban ismi Kur’an’da geçiyor diye veriliyor. Oysa Kezban ‘yalancı’ demektir.  Çocuğa bu ismi koyarsanız, ‘yalancı, yalancı’ di ye çağırmak zorunda kalırsınız. Ayrıca; Resul, Nebi, Cebrail,Azrail, Mikail, İsrafil isimlerin kon...

Yanlızlık İçinde Ölümü Beklemek

Metro Gazetesi’nin haberine göre, bunlardan biri olan 58 yaşındaki Mariann Johansson, hayatı boyunca dört duvar arasında izole olmuş ve enerjisi boşalmış şekilde yalnız yaşamanın korkunç olduğunu belirtti. İsveç’te hiç arkadaşı ve dostu bulunmayanın bedeninin stresle yüklü olduğunu söyleyen psikolog Daniel Kraft, yalnızlığın birçok psikolojik hastalığa davetiye çıkardığını kaydetti. İsveç İstatistik Bürosu’nun 6 ay önce yayınladığı araştırmada ise yaşlı İsveçlilerin yüzde 63′ünün yalnız başına ölümü beklediği belirtilmişti. Haberi sabah okudum ve beni çok etkiledi. Sanırım Türkiye’de yavaş yavaş bu sona doğru gidiyor, özelliklede İstanbul. Neden ne olabilir sizce? Manevi ve kültürel değerlerimizin kaybedilmesi ve herkesin şehirlere yığılarak geçim derdine düşmesi. Sadece yaşlılarla kalsa, çocuklar bile toprağı, ninelerini dedelerini, akrabalarını görmeden buyuyor.  Özellikle İstanbul’da Psikolog ve Psikiyatr lara giden hem yetişkin hem de çocuk sayısı hızla artıyor...

Cennet'ten Dünya'ya Düşen Aşk Sembolü:Gül

Resim
Gül aslında çok özeldir.gülü anlamadan hangimiz aşkı,sevgiyi,hoşgörüyü,cömertliği anlayabilirizki. Gül güzel olduğu kadar acıtır bazen insanın yüreğini.gülü sevmesini bilmezsen gülün koruyucusu diken batar eline,gülü incitmeye kalkarsan diken izin vermez narin gülün incinmesine. Aslında gülü bize yine Mevlana anlatıyor.Mevlana nın dediği gibi. “ gülün dikeni var diye söyleneceğine,dikeni güzelleştiren bir gül var diye tebessüm et “. Gül nasıl şu yeryüzünü güzelleştiriyorsa Cennetinde yegane süsüdür. Mesela Peygamber Efendimiz(s.a.s) sevdiği kişilere Neslihan diye hitap edermiş.bunun sebebi cennet güllerinin en güzelinin adı Neslihan olduğu içindir. Görüldüğü gibi gül cennetten dünyaya düşen bir sevgi,aşk,hoşgörü,dostluk sembolüdür.bazen bu gül dalında bir çiçek,bazen bir kadın,bazen bir dost,bazen içimizdeki benliğimiz,bazende hayatın kendisidir.

Granit Kanser Yapıyor

Resim
İç mekanlarda kullanımı hızla artan granitin sağlığa etkilerini belirlemek üzere İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) yürütülen çalışma, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Buna göre granitin kapalı, yeteri kadar havalandırılmayan alanlarda kullanımı akciğer kanseri riskini artırıyor. İYTE Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Polat tarafından hazırlanan "Granitlerden Kaynaklanan Radon Salınımı ve Sağlık Riskleri" başlıklı bilimsel literatür araştırmasına göre magmatik bir kayaç olan granit, bünyesinde diğer doğal taşlara göre daha yüksek miktarlarda uranyum ve toryum barındırıyor. Granitteki uranyum ve toryumun doğal olarak parçalanması sonucu ortaya çıkan radyoaktif etkiye sahip radon gazı ise yeraltı ocakları, binaların bodrum katları gibi yere yakın ve iyi havalandırılmayan alanlarda birikerek akciğer kanseri riskini artıracak seviyelere ulaşabiliyor. Akciğer kanseri kaynaklı ölümlerin ABD'de yüzde 10-15, İngiltere'de yüzd...

Zimem Defteri

Osmanlılar zamanında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek çok zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav dükkânlarına gider, onlardan Zimem Defteri'ni (veresiye defteri) çıkarmalarını isterlerdi. Baştan, sondan ve ortadan rast gele sahifelerin toplamını yaptırıp, miktarını ödedikten sonra; "Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, borçtan kimi kurtardığını bilmezdi... Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan yetmiş kat dahâ sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi.

Kız Kulesi

Resim
Ü sküdar’ın tarihi değerlerinden 2.500 yıllık Kız kulesi, İstanbul’un da en önemli simgelerinden biridir. Battal Gazi’den Afrodît’e kadar uzanan pek çok efsanesi anlatılır. Bu yüzden gizemini hâlâ korumaktadır.  Kızkulesi, Marmara ve Karadeniz’in sularının birleştiği yerde bulunuyor. Bu açıdan Hz. Hızır ve Hz. Musa’nın buluş­tuğu mekan olma ihtimali de çok yüksek. Klasik hikayeyi herkes bilir. Kendisine, çok sevdiği kızının on sekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenen kral çareyi yılanlardan uzak, denizin ortasında­ki kuleyi onarmakta bulur ve kızını da oraya kapatır. Ama kehanete engel olunmaz. Kuleye gönderilen üzüm sepetinden çakan yılan prensesi zehirler. Prensese demirden bir tabut yaptırılır. Ayasofya’nın girişine defnedilir.  Bugün, halâ daha bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, prensesi ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair rivayetler de vardır.  Kuran ı Kerim’de, Kehf (Mağara) suresinde Hz. Hızır’la Mus...

Nüfusta Hindistan, Liderliğe Koşuyor

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre, 2050 yılına kadar Hindistan’ın nüfusu 531 milyon artarak, 1 milyar 572.1 milyon olacak. Hindistan böylelikle Çin’den liderliği alarak, dünyanın en kalabalık ülkesi haline gelecek. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tahminlerine göre, 2002 yılında nüfusu 1 milyar 41.1 milyon olan ve Çin’den sonra nüfusu 1 milyarı geçen ikinci ülke konumunda bulunan Hindistan’ın nüfusu yüzde 51 oranında artarken, geçen yıl nüfusu 1 milyar 294.4 milyon olan ve dünyanın en fazla nüfusunu barındıran Çin’in nüfusu, 2050 yılına kadar yüzde 12.9 oranında artacak.  Nüfus sıralamasında, 2050 yılında üçüncü sırayı ise ABD alacak. ABD’nin nüfusu, 47 yıl içinde yüzde 37.6 oranında artış göstererek, 288.5 milyondan 397.1 milyona ulaşacak. 2050 yılına kadar, Pakistan’ın nüfusu 195.5 milyon artışla 344.2 milyonu, Endonezya’nın nüfusu ise 93.8 milyon artışla 311.3 milyonu bulacak. Nijerya’nın nüfusu yüzde 132.3 oranında artış göstererek 278.8 milyo...

Türkiye ve Dünya Çölleşiyor

Antalya Türkiye giderek çölleşirken, son 60 yılda Marmara Denizi'nin 2 katına yakın büyüklükte alana denk düşen, yaklaşık 2 milyon hektarlık sulak alan kurudu. Doğa Derneği, 2007'den bu yana sürdürdüğü 'Burdur Gölü'nü Kurtarma Projesi' kapsamında, 17- 18 Eylül günlerinde, 'Kuruyan Göller İçin Uluslararası Buluşma' başlığıyla uluslararası bir toplantı düzenleyecek. Burdur'daki Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) konferans salonunda iki gün sürecek toplantıya Türkiye'nin yanı sıra, Orta Asya, Ortadoğu, Balkanlar ve Afrika'dan yaklaşık 10 ülkeden akademisyen, kamu kurumu ve doğa koruma örgütü temsilcisi 19 konuşmacı katılacak.  Marmara Denizi'inden Fazla Sulak Alan Kurudu  Toplantıyı düzenleyen Doğa Derneği'nin Genel Müdürü Engin Yılmaz, son 60 yılda yaklaşık 20 bin kilometrekarelik (2 milyon hektar) sulak alanımızın kuruduğu ya da kurumaya terk edildiğini söyledi. Bu rakamın 11 bin 350 kilometrekare (1.1 milyon hektar) yüzö...