Kayıtlar

Hz Muhammed etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Peygamberimizin Veda Hutbelerinden

Ey İnsanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha buluşamayacağım. Ey İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da böyle mukaddestir; her türlü taarruzdan korunmuştur. "Ashabım! Yarın Rabb'inize kavuşacaksınız. Ve bu günkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız! Sakın benden sonra eski dalaletlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş bulunur." "Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin! Faizin her çeşidi lağvedilmiştir, ayağımın altındadır. Lakin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulm olununuz. Allâh'ın emriyle, faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çi...

Peygamberin Selamı

Sultan III Osmanın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa başarılı ve yetenekli bir devlet adamı, oldukça dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı. Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O dan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona : - "Git Allahın makbul kulu Ali Paşaya benden selam söyle sana 100 altın versin" dedi. Adam ; - "Ya Rasûlallah ben Ali Paşaya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz Peygamber (sas) şöyle buyurdu : - "Sana inanması için ben sana belge vereceğim. Ali Paşa bana her akşam yüz salavatı şerife okurdu, ama geçen perşembe akşamı okumadı. Bunu ona söylersen sana . inanır." Sabah olunca ada...

Çocuğu Bir Daha Hata Yapmamaya Yönlendirmek

Hz. Enes, Peygamberimizin yanında büyüyen onun hizmetinde bulunmaya çalışan bir çocuktu. Enes'te tüm çocuklar gibiydi. Çocukluk hataları yapardı. Verilen işleri unutup, yapmazdı. Bir iş için bir yere gönderildiği zaman yolda unutup, oyuna daldığı da olurdu. Yani her çocuk gibiydi Enes. Gül Sultan (s.a.v) bir yere gönderirdi küçük Enes’i : Sokakta çocukları görünce oynamaya başlar, niçin gittiğini unuturdu çoğu kez. Sonra hatırlardı birden unuttuğunu. Utanarak gelirdi Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) huzuruna. Enes der ki: “O beni mahcup ve ürkek görünce:” Ne yapsın Enes? Derdi. “Onun elinde bir şey yok ki… Ona yapacağı işi Allah unutturuyor!”” Yine bir gün Efendimiz (s.a.v),Enesi bir yere göndermişti. Enes gitmek istemiyordu. Sonra bu düşüncesine pişman oldu ve gitti. Ancak sokakta oynayan arkadaşlarını görünce her şeyi unuttu. Oynamaya daldı… Çok geçmeden bir el, Enes’in ensesinden sevgiyle tuttu. Enes, döndüğünde Sevgili Gül Sultan (s.a.v) in gülümseyen ...

Çocuklara Ölümü Anlatmak

Hz Fatıma, Peygamberimizin en küçük kızıydı. Annesi Hz. Hatice validemiz vefat ettiği zaman daha on yaşında idi. Hz Fatıma, annesiz, acı ve özlem dolu günler yaşarken, bu sevgili varlığı nereye gittiğini, nerede olduğunu çok merak ediyordu. Bir gün bu merakını babasına sordu: “Annem şimdi nerede?” Peygamber baba cevap verdi: “Kamıştan bir köşkün içinde…” Kamıştan bir köşk hayalinde canlandıramadı küçük Fatıma … “Şu bildiğimiz kamış mı?”  Baba, küçük kızının anlayacağı tarzda açıkladı, cennetteki köşkleri: “Hayır, hayır inciler, yakutlar ve mercanlarla süslü bir kamış.” Fatıma rahatlamıştı. Annesinin gittiği yer bu dünyadan daha iyi bir yerdi. Yakınları ölen küçük çocukların dünyasındaki en önemli kavram ve düşünceydi Fatıma’nın düşüncesi. “Şimdi o nereye gitti? Ne yapıyor?” Peygamber Efendimiz (s.a.v) kızı da her çocuğun kafasını karıştıran bu önemli düşüncesini sormuştu babasına. Verilen cevap:  çocuklara ölümü kabul ettirici ve onl...

Sır ve Kalb Gözüyle Bakmak ve Görmek

Gazneli Mahmud Han Şeyhü'r-Rabbânî Ebu'l-Hasan el-Harkânî Hazretleri'ni ziyaret için huzuruna çıktı. Bir saat kadar huzurunda oturdular. Gazneli Mahmud Han: -"Şeyh Ebû Yezid-i Bestâmî (k.s.) hazretleri hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Şeyh hazretleri: -Bayezid-i Bestâmi Allah'ın veli kullarından bir erdi. Onu görüp, Ona tâbi olan hidâyet bulup kurtulur ve hiç şüphesiz saadete kavuşurdu," dedi. Gazneli Mahmud: -"Bu nasıl oiur? Ebû Cehîl, Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'ni gördü ama ebedî şakaavetten kurtulamadı?" dedi. Bu sorunun cevâbında şeyh hazretleri buyurdular: -"Ebû Cehü, Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'ni görmedi; o Muhammed bin Abdullah'ı gördü. Eğer o Rasûlüllah (S.A.V.) Haz­retleri'ni görmüş olsaydı, elbette imân eder ve böylece şekâavetten çıkıp saadete girerdi." Sonra Şeyh Ebü'l-Hasan el-Harkânî hazretleri buyurdular: -"Bunu Allâh-ü Teâlâ hazretleri'nin kitabın...