Kayıtlar

Dini Bilgiler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Allah'ın Varlığına Delil; Dut Yaprağı

İmam-ı Şafii’ye; “Allah’ın varlığına delilin nedir?” diye sorduklarında: “Dut yaprağıdır” demiş ve şöyle devam etmiştir, “Çünkü aynı yaprakları, Koyun yer süt yapar, Arı yer bal yapar, Geyik yer misk yapar, Tırtıl yer ipek yapar. Tadı, rengi, kokusu ve maddesi bir olan şeyden, Bu kadar farklı güzellikleri yaratmak, Ancak Allah’a mahsustur.

İmam-ı A’zam Ebu Hanife Hazretleri ("Nu’man bin Sâbit")

İ mam-ı a’zamın babası Sabit (rahmetullahi aleyh) küçük yaştan beri ahlakı temiz, takva ve vera sahibi idi. Yüzü gayet nurlu olup zühdü, salahı ve ilmi pek çok idi. Bir gün bir dere kenarında abdest alıyordu. Suda bir elma gördü. Abdestten sonra suda çürüyüp gidecek olan bu elmayı alıp yedi. Fakat tükrüğünde kan gördü. Şimdiye kadar böyle bir hâl görmediği için tükrükteki kanın bu elmadan ileri geldiğini tahmin etti. Yediğine pişman oldu. Elmanın sahibini bulup helalleşmek için dere boyunca gitti. Nihayet yediği elmaya benzeyen bir meyve bahçesi gördü. Sahibini sordu. Bu zatın gayet cömert ve ihsan sahibi olduğunu, hatta ağaçta bulunan bütün elmaları toplayıp götürülse yine bir şey demeyeceğini, bir elmanın ne ehemmiyeti olacağını söylediler. Buna rağmen elmanın sahibini buldu, meseleyi anlattı, ya parasını almasını veya helal etmesini istedi. Bahçe sahibi gencin bu halini görünce takva ve verasının doğru olup olmadığını öğrenmek için şöyle dedi: - Yediğin elmam için ne v...

Pazartesi Gününün Önemi

Pazartesi gününü aklımıza hep Pazartesi Sendromu yani kaygı veren, strese sokan bir gün olarak kazımaya çalışıyorlar. Hâlbuki pazartesi çok önemli bir gündür. İslami açıdan pazartesi çok önemli olaylar gerçekleşmiştir. İbn-i Abbas’tan -radıyallahu anh- şöyle rivâyet edilmiştir:  “Hazret-i Peygamber, pazartesi günü doğdu, pazartesi günü Peygamber oldu, pazartesi Mekke’den Medîne’ye hicret etti, pazartesi günü Medine’ye vardı, pazartesi günü vefat etti. Pazartesi günü (Kâbe’de hakemlik yaparak) Hacer-i Esved’i yerine koydu. Pazartesi günü Bedir zaferini kazandı. Pazartesi günü «Bugün size dininizi tamamladım.»  (el-Mâide, 3)  ayeti nazil oldu.”  (Ahmed, I, 277; Heysemî, I, 196) Pazartesi Hira dağında ilk vahiy Hz Cebrail A.S tarafından getirilmiştir. Yani pazartesi günü peyagmberlik verilmiştir.  Pazartesi Allah gönlü ve ruhu besleyen yeşilliği, ağaçları yaratmıştır.   Peygamberimiz Pazartesileri oruç tutardı. Yani Pazartesi ...

Zekeriyya Aleyhisselâm'ın Hayreti ve Allah'ın Dilemesi

"Dedi" Meleklerin kendisine nidası ve kendisine çocuk müjdelemeleri anında, âdet dışı olduğu için taaccub etti. Ve kendisine çocuğun verilmesiyle de sevindi. Ve şöyle sordu: Rabbi? benim için nasıl olur?" Nasıl hasıl olur? "Bir oğul," Bu kavl-i şerif, müjde anında kendisine verilen çocuğun erkek evlâd olduğu kendisine haber verildiğine işaret eder. "Kendime ihtiyarlık çatmış Yaşlılık senelerimi idrâk ettiğim halde ve onun eserleri bende görüldüğü halde... Bu âyet-i kerime'de, senelerin yaşlılığı ölümü muttali edici (ölümün alâmetlerinden) olduğu için, insan ondan kendisini kurtaramadığına delâlet eder. Denildiğine göre, Zekeriyya Aleyhisselâm (o zaman) doksan dokuz (99) yaşındaydı. Hanımı da doksan sekiz (98) yaşındaydı . Ve haremim de kısırken...." Hanımı kısırlık sahibi olup çocuk doğurmaya elverişli değildi. Allah Dilediğini Yapar "Buyurdu" Allah buyurdu: Allâh-ü Teâlâ dilediği zaman, acayip (insanları hayretler içerisinde bırakan)...

Comertlik

Anlatılan güzel bir hikâyeye göre, Nevâdir sahibi Cüneyn'e: -"Falanca kimsenin yanında yemek yedin mi?" diye sorulur. O da: -"Hayır! Fakat kapısından geçiyordum, o yemek yiyordu" der. Yine sorarlar: -"Peki nasıl bildin?" O: -"Baktım ki, çocuklarının ellerinde sert fındıklar, bununla havadaki kuşları taşlıyorlar," cevâbını verir. Cimriye sorulur: "İnsanların en kahramanı kimdir?" O dâ: "Açlıktan insanların diş gıcırtısının sesini duyup da, kesesinin ağzı açılmayanlardır," cevâbını verir. Hadîs-i şerifte Duyuruldu: "Kim bir mü'mini müsâfır edinirse, sanki Âdem Aleyhisselâmı müsâfîr etmiştir. Kim iki mü'mini müsâfir ederse, sanki Âdem Aleyhisselâm ije eşi Havva annemizi müsâfir etmiştir. Ve kim ki, üç kişiyi müsâfir edip ağırlarsa sanki Cebrail, Mikâil ve İsrafil'i (a.s.) müsâfir etmiştir.[1] Hüseyin Vaizin "Risâletül-illiyye" isimli kitabında da böyledir. [2] [1] Kenzül-Ummâl: 2597...

Sabah Namazı Mucizesi

Sabah namazının güneşin doğuşundan hemen doğuşundan hemen önce kılınmasının sebebini biliyor muydunuz? Her şeyin yaratıcısı olan Allah bakın neden o saatte emretmiş; Güneşin doğuşu başlamadan önce atmosferdeki Fıtri Ozon tabakası yeryüzüne iner. Bu hava insan sağlığı acısında faydalıdır. Camlarınızı acın & dışarda olun. İnsana sağlık, huzur& bereket verir. Resullullah  ( S.A.V) sabah namazından sonraki bu vakitlerde mutlaka dışarıya çıkar veya pencereyi açarak havayı solurmuş. Eskiler bu saatte eve bereket girsin diye pencereyi açarlarmış. ona ibadet ederken bile sağlık ve mutluluğumuzu düşünen Allah'a ne kadar şükretsek azdır.    Yani  Allah sabah namazını güneş doğmadan önce kıl" emri" insanlığa hediyesidir

Ana Baba Hakkı

Ana babanın, evladı üzerinde hakkı çok büyüktür. Ana babaya iyilik yapmak Allahü Teala katında en makbul amellerdendir. Hadisi Şerifte; " Ana ve babanıza iyilik yapınızki evladınız da size iyilik etsin" diye buyurulmuştur. Ana hakkı, baba hakkından daha büyüktür. Kuran'ı Kerimde anneye iyilik yapmak sarihan ( açıkça) emrolunmuştur. Peygamberimiz ( s.a.v) de " Cennet , anaların ayakları altındadır" diye buyurmuşlardır. Ana-babanın haklarından biri, onlara karşı alçak gönüllü olmak, hayatta oldukları müddetçe onlara hizmet etmek ve onların rızalarını kazanmaya çalışmaktır. Mümin küçük birşey olsa da onların hoşlanmadıkları hiçbirşeyi yapmaz. Konuşurken, onların sesinden yüksek konuşmaz., onlara bağırmaz. Çünkü Allahu Tealanın rızası ana -babanın rızasında, gazabıda onların kızmasındadır. Ana ve babadan yüz çevirerek " Onlar benim anam babam değil" denilmez. Çünkü böyle demek lanetlenmeyi icab eder. Kendi malından ve parasından anası ve babası için ...

Mescidi Aksa

Hadis-i Şerifte Efendimiz (s.a.v) Hazretleri buyurdular: Kim sevabını Cenâb-ı Allah'dan dileyerek, Mescid-i Aksâ'yı ziyaret ederse, Allah ona bin şehîd'in mükâfatını verir ve onun cesedini cehennem ateşine haram eder. Kim bir âlimi ziyaret ederse o kişi sanki Mescid-i Aksâ'yı ziyaret etmiş gibi sevap alır Saygı gösterilmesi gereken en büyük mescid: Mescidi-i Haram'dır. Sonra Medine'deki Mescid-i Nebevî, sonra Beyti Makdis mescidi, sonra büyük camiler sonra mahalle mescidleri sonra sokaklarda (yol üzerlerinde) olan mescidlerdir.

Evliya Çelebi

Evliya Çelebinin Rüyası Hikmet-i Huda seyahat ile bir çok yerleri görmeye sebep olan ben hakir ve fakir daima kusuru çok olan seyyah insan oğlunun kölesi siyasız evliya Derviş oğlu Mehmet Zilli daima Allah'dan yardım isteyip Fürka-ı Kerim suresi ve Yüce Kur'an' in ayetleri bereketleri ile bütün gönlümle Cenab-ı Hak' dan duada bulunarak doğum yerimiz olan İstanbul' da evimde yuvarlak yastığıma uyumak için yaslanmıştım. 1040 senesi Muharrem ayının Aşure gecesinde (20 Ağustos 1630) yarı uyku halinde iken gördüm ki: Yetmiş iskelesi yakınında Ahi Çelebi Camii ki helal para ile inşa olunmuş olup duası kabul olan eski bir camidir. Uykumda kendimi o camide gördüm.  Derhal caminin kapısı açıldı. Nurlu caminin içi baştan başa silahlı asker ve nurlu cemaat ile dolu idi. Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra salavat-ı şerife okumaya başladılar. Ben hakir ise minber dibinde oturuyordum. Bu nur yüzlü cemaati hayranlıkla seyrediyordum. Hemen yanımda oturan cana bakıp : - Sul...

her iste bir hayir vardir

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Allah'a yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı. Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü. Fakat, orada ümitsiz bir kişi varda. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi. Kocası karaya çıkarken şöyle bağırıyordu: - "Aman Allah'ım, mahvolduk! Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!" Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı: - "O yangını verene şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün t...

KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY NAMAZIDIR"

Beş vakit namazın fazilet ve ehemmiyetinin beyan edildiği hadîs-i şerîşerden: • "Kulun ilk hesaba çekileceği şey namazıdır. Allâhü Teâlâ'nın bu ümmete (imandan sonra) ilk farz kıldığı şey de namazdır." • "Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe beş vakit namaz, aralarında geçen (küçük) günahlara keffâret olur." • "Kıyâmet günü kulun ilk hesaba çekileceği şey, beş vakit namazıdır. Eğer o kulun namazını tam yaptığı görülürse namazı tam olarak yazılır. Eğer namazından bir şeyi eksik yapmışsa Allâhü Teâlâ meleklerine şöyle buyurur: 'Bu kulumun kıldığı nafile namaz görebiliyor musunuz? Farzlardan zayi ettiği şeyleri nafile namazlarıyla tamamlayın.' Sonra da (oruç, zekat, hac gibi) diğer amelleri bu şekilde (eksikleri varsa nafileleriyle tamamlanarak) hesaba çekilir."

Gıybet Nedir,

Rasûlullah (sav) birgün: “–Gıybet nedir, bilir misiniz?”diye sormuştu. Ashâb-ı kirâm: “–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dediler. Hazret-i Peygamber: “–Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” buyurdu. “–Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu. “–Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa, o zaman ona iftirâ ettin demektir.” buyurdu. (Müslim, Birr, 70; Ebû Dâvûd, Edeb, 40/4874) (Osman Nûri Topbaş, Faziletler Medeniyeti II, Erkam Yay.).. Hadis .

Âyetü'I-Kürsinin Fazilet Ve Havassı

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri şöyle buyurdular: Âdem Aleyhisselâm, insanların efendisidir, Muhammed Mustafa (s.a.v.) Arabların efendisidir. Övünmüyorum. Rumların efendisi Suhayb'tir. Fars'ın efendisi Selman'dır. Habeşin efendisi Bilâl'dır. Dağların efendisi Tur-i Sinâ'dir. Günlerin efendisi Cuma günüdür. Kelâmın efendisi Kur'ân-ı Kerîmdir. Kur'ân-ı Kerîmin efendisi. Bakara süresidir. Bakara sûresinin efendisi de Âyetü'I-Kürsîdir.[1] (1/405) "Bu âyet-i Kerîme (Âyetü'l-kürsî) bir evde okunduğu zaman, şeytanlar oradan kaçarlar. Otuz gün oraya yaklaşamazlar. Erkek ve kadın sihirbazlar (ve onların sihir ve büyüleri) kırk gece o eve giremez. Ey Alil Onu, (âyetü'l-kürsîi) çocuklarına, ehline ve komşularına öğret. Bundan daha büyük bir âyet inmedi. [2] Yine Hazret-i Ali (r.a.) Efendimizden rivayet olundu, buyurdular: "Ben sizin peygamberiniz (Efendimiz s.a.v.)den işittim. Minberin üzerinde şöyle dediğini işittim: -"Kim. âyetü...

Kayanın Üzerindeki Öğüt

Büyük bir kaya bulundu. Üzerinde eskiden yazılmış olan şu satırlar vardı: "Dünyadan bir şey sebebiyle ferahlanman, senin Allâhü Teâlâ hazretlerinden uzak olduğuna delildir. Senin elinde bulunan (dünyalık) şeyle sakin olman; Allah'a itimâdının azlığına delildir. Sıkıntı hâlinde insanlara dönmen (onlara şikâyette bulunman) Allâhü Teâlâ hazretlerini (asla) tanımadığına delildir. Kaynak; Rûhu’l-Beyan

Allah Nereye Sığar

Mesnevî'de buyuruldu: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hazretleri dedi k: Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdular: "Ben aşağıya, yukarıya, hiçbir şeye sığmam  Allâhü Teâlâ buyurdu:  Zemin asmana (yer ve göğe) sığmam... Ve Arşa da sığmam... Ey Azîz bunu yeminen bil! Ne acib şeydir ki: Bu mü'minin kalbine sığarım Eğer beni ararsan kalbler de ara...

Allâh'ın Sevdikleri

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Üç kimse vardır ki Allah onları sever: Allâh'ın kitabını okumak için gece kalkan kimse, Bir sadaka verip de sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek derecede onu gizleyen kimse, Bir seriyyeye (askerî kıt'aya) katılıp da arkadaşları hezîmete uğradığı (mağlub olduğu) hâlde düşmanla savaşan kimsedir."

Cemaatle Namazın Fazileti

Namazları cemaatle kılmak sünnet-i müekkededir. Cemâat, islâmın şeâirinden (alâmetlerinden)dir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) namazı  dâimâ cemâatle kılmışlar, insanlara da cemâate devam etmelerini emir buyurmuşlardır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: • "Cemâatle kılınan namaz münferiden kılınan namazdan yirmi yedi derece faziletlidir." • "Her kim beş vakit namazı cemaatle eda ederse ona beş şey ihsan olunur: Birincisi, dünyada ona fakirlik gelmez. İkincisi, Cenâb-ı Hak ondan kabir azabını kaldırır. Üçüncüsü, amel defterini sağından alır. Dördüncüsü, sırât üzerinden çakan şimşek gibi geçer. Beşincisi, Allâhü Teâlâ onu hesapsız ve azabsız cennete koyar." • "Kişinin cemaatle namaz kılması, evinde münferid (cemâatsiz) kırk yıl namaz kılmasından hayırlıdır." İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) buyurdular: Zira namazın makbul olması için başından sonuna kadar gafletten sakınmak lazımdır. Namazda kalb huzurunun bulunmadığı ...

Aşk

Sordum, AŞK’ın sırrı nedir ? Dedi: Yâr’da yok olmaktır.. Sordum, Yârin isteği nedir ? Dedi: Samimi olmaktır.. Sordum, samimiyet nedir ? Dedi: Hep yâre bakmaktır.. Sordum, bu nasıl olacak ? Dedi: Nefsi bırakmaktır.. Sen ve Ben gafletini aşıp, “BİZ” oLanların rızkıdır AŞK…. Hz.MEVLANA-Mesneviden 

Sen Mevlâ'yı Sevende Mevlâ Seni Sevmez mi?

Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri, Mekke-i Mükerreme’de harçlıksız kalmıştı. Basra’dan para bekliyordu, ama gelmemişti. Saçı-sakalı çok uzamıştı. Bir berbere girdi: “-Peşin peşin söyleyeyim, param yok!.. Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?” dedi. Berber, o anda mevki sahibi birini tıraşetmekteydi. Onu bırakıp, Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’ni tıraş etmeye başladı. Adam itiraz etti. Berber: “-Kusura bakmayınız efendim.” dedi. “Sizi, ücreti mukabilinde tıraş ediyorum. Ama bu genç, Allah rızası için istedi.” Berber, bununla yetinmedi; tıraşı tamamlandıktan sonra Cüneyd-i Bağdâdî Hazretlerine bir de harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, Cüneyd-i Bağdâdî Hazretlerinin beklediği para geldi ve berbere bir kese altın götürdü. Berber, ona: “-Aslâ alamam.” dedi, “İnan, Allâh’ın rızası, daha değerli…”  İbadet, yani kulluk, bizi yaratan Cenâb-ıHakk’ın bizden râzı olacağı hayır cinsinden her ameli, sadece Cenâb-ı Hakk’a yaklaşmak, O’nun rızâsını kazanmak gâyesi ile yapmaktır. O sebep...

YEMEK ADABINDAN BAZILARI

Yemekte dört şey farzdır: 1- Helal olandan yemek, 2- Yediği şeylerin Allâhü Teâlâ'nın ikramı olduğunu bilmek, 3- Allâhü Teâlâ'nın verdiği rızka razı olmak, 4- Bu rızıktan elde ettiği kuvveti Allâhü Teâlâ'ya isyanda kullanmamak. Yemekte dört şey sünnettir: 1- Başlarken besmele çekmek, 2- Sonunda Allâhü Teâlâ'ya hamd etmek, 3- Yemekten önce ve sonrasında elleri yıkamak, 4- (Yer sofrasında) Otururken sağ ayağını dikip sol ayağının üzerine oturmak. Yemekte dört şey adabtandır: 1- Önünden yemek, 2- Lokmaları küçük almak, 3- Lokmayı iyice çiğnemek, 4- Başkasının lokmasına bakmamak. Yemekte iki şey şifadır: 1- Sofraya dökülen kırıntıları yemek, 2- Tabağını bitirmek (sünnetlemek). Yemekte iki şey mekruhtur: 1- Yemeği koklamak, 2- Yemeğe üşemek. Yemeği sıcak yememek, soğumasını beklemek lazımdır. Sıcak yemek lezzetlidir. Fakat bereket soğuk yemektedir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır. Yemeğe azı...