Kayıtlar

Evliyalar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nalıncı Baba Hazretleri

Adsız şansız bir Allah dostu Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: - Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var? - Akşam garip bir rüya gördüm. - Hayırdır inşaallah. - Hayır mı, şer mi öğreneceğiz. - Nasıl yani? - Hazırlan dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!  Nerden biliyorsunuz? - Müsaade ette bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz. Bir başkası tafsilata girer. -'Bili...

Kul Hakkı - İmâmı Âzam ile Mecûsî

İ mam-ı Azam Ebû Hanife (r.h.) hazretlerinin bâzı mecûsîlerden alacağı vardı. Alacağını istemek için mecûsînin evine gitti. Mecûsinin evinin kapısına vardığında, ayakkabıları necasete bulaştı. İmâm-ı Âzam Ebû Hanife hazretleri, ayakkabılarına bulaşan necaseti yani pisliği temizleyip atarken. pislik mecûsî adamın evinin duvarına sıçradı. Imâm-ı Âzam Ebû hanife hazretleri hayret ettiler. Kendi kendine şöyle düşündü: -"Eğer ben bu pisliği mecüsînin duvannda olduğu gibi bırakırsam, duvarı çirkin görünür. Eğer duvarı kazıp çıkaracak olursam, adamın duvarının toprakları ve boyası dökülür. İmâm-ı Âzam Ebû hanife hazretleri, hemen evin kapısını çaldı. Bir cariye (kadın hizmetçi) kapıyı açtı. İmâm-ı Âzam ona: -"Efendine söyle Ebû Hanife kapıda kendisini beklediğini söyle, "dedi. Mecûsî çıktı. İmâm-ı Âzam Ebû hanife hazretlerini görünce malını istediğini zannetti. Borcunu ödeyemediği veya ödeyemeceği için özür dilemeğe başladı. İmâm-ı Âzam Ebû Hanife hazretleri, -...

Aziz Mahmud Hudai Hazretleri

Aziz Mahmud Hüdaîi Hazretleri, bugün manevî tasarrufu devam eden buyuk Velilerden. Onun Üsküdar’daki türbesine gelenler, bir duanın ellerinden tutup, Hakk’a bakıyorlar. Sultanlara sultanlık eden sultan nasıl bir hayat yaşadı peki? Ahmet Hamdi Tanpınar, “Onbeş ve altıncı yüzyıllar boyunca Bursa, hatta İstanbul’un karşısında bile manevî bir saltanattır. Ancak Üftade’nin müridi Aziz Mahmud Hüdaî’nin İstanbul’a gelişiyle ikilik ortadan kalkar.” ifadelerini kullanır ‘Yaşadığım Gibi’de. 1598 senesinde Üsküdar’da kurduğu dergâhı, bugün de manevî halkaya işaret ediyor. Türbesine her gün yüzlerce insan ziyarete gelip, feyz alıyor. Peki, yurdun muhtelif memleketlerinden kişileri onun iklimine getiren saik ne? Bu sorunun cevabı, Hazret’in meşakkatli yolculuğunda gizli. Zira o, nefsinin perdelerini çekip, hakikatle yüz yüze gelmiş büyük bir gönül adamı, kapısında yazan sözü yinelersek; o, sultanlara sultanlık eden sultan. Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri, 1541’de Ankara Şereflikoçhisar’da dün...