Kayıtlar

Süleyman Aleyhisselam'a Büyücü Diyen Kâfirdir

Süddî şöyle buyurdu: Şeytanlar, (birinci kat) semâ'ya (göğe) çıkıyorlardı. Orada melekler, konuşurlarken onları dinliyorlardı. Yeryüzünde olacak ölüm ve diğer şeyleri öğreniyorlardı. Sonra onları gelip, işittikleri her kelimeye yetmiş yalan kelime katarak onları kâhinlere aktanyorladı. Cinlerin, yetmiş kat yalan katarak, kahinlere haber verdiği bilgileri, kâhinler, insanlara hemen yazıp kitab haline getiriyorlardı. Bu durum Isrâiloğulları arasına yayıldı. Cinlerin gaybi bildikleri inancı Isrâiloğulları arasına yayıldı. Bunun üzerine Süleyman Aleyhisselâm, insanların arasına haber ve adamlarını gönderdi. 0 kitapları topladı. Hepsini bir sandığa koydu. Onları, alıp oturmakta olduğu kürsî'nin altına gömdü. Ve şöyle buyurdu: -"Bundan sonra bir kimsenin "cin ve şeytanlar gaybı biliyor" dediğini işitirsem boynunu vururum." Sonra Süleyman Aleyhis­selâm vefat etti. Zamanla Süleyman Aleyhisselâm'ın kâhinlerin kitablarını toplayıp, tahtının altına g...

Aziz Mahmud Hudai Hazretleri

Aziz Mahmud Hüdaîi Hazretleri, bugün manevî tasarrufu devam eden buyuk Velilerden. Onun Üsküdar’daki türbesine gelenler, bir duanın ellerinden tutup, Hakk’a bakıyorlar. Sultanlara sultanlık eden sultan nasıl bir hayat yaşadı peki? Ahmet Hamdi Tanpınar, “Onbeş ve altıncı yüzyıllar boyunca Bursa, hatta İstanbul’un karşısında bile manevî bir saltanattır. Ancak Üftade’nin müridi Aziz Mahmud Hüdaî’nin İstanbul’a gelişiyle ikilik ortadan kalkar.” ifadelerini kullanır ‘Yaşadığım Gibi’de. 1598 senesinde Üsküdar’da kurduğu dergâhı, bugün de manevî halkaya işaret ediyor. Türbesine her gün yüzlerce insan ziyarete gelip, feyz alıyor. Peki, yurdun muhtelif memleketlerinden kişileri onun iklimine getiren saik ne? Bu sorunun cevabı, Hazret’in meşakkatli yolculuğunda gizli. Zira o, nefsinin perdelerini çekip, hakikatle yüz yüze gelmiş büyük bir gönül adamı, kapısında yazan sözü yinelersek; o, sultanlara sultanlık eden sultan. Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri, 1541’de Ankara Şereflikoçhisar’da dün...

Günahsız Ağızla Dua

Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya: “Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu. Musa (a.s.): “Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi. Bunu üzerine Allah’ü Teala: “Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.  Kaynak: Mesnevi

Nasipse Gelir Hint'ten Yemenden,Nasip Değilse Ne Gelir Elden?

Bir köyde semercilik yapan bir semerci varmış.Kazandığı paraları bir semerin içine koyarmış.Bir gün unutarak para koyduğu semeri satmış. Alıcıda çok uzak bir şehirden gelmiş.Semerci bu duruma çok üzülmüş.Başlamış bu sözü söylemeye "Nasipse Gelir Hint'ten Yemenden,Nasip Değilse Ne Gelir Elden?" demeye. Bir yandan işini yaparken bir yandan da devamlı olarak bu sözü söylermiş.Dükkanına gelen kişiler neden bu sözü söylediğini sormuşlar.Semercide hiç bir cevap vermezmiş.Bu sözü söylemeye devam edermiş.Bir yandan da giden paralarına iç geçirirmiş. Aylar sonra, içi para dolu semeri sattığı kişi dükkanına gelmiş.  Demiş ki semerci senin yaptığın semerler çok iyi o nedenle yine senden semer almaya geldim.Bu eskimiş semerin yerine yenisini bana verirmisin. Semerci çok sevinir ve içinden Allah'a şükürler eder.Yine o sözü tekrar etmiş. Nasipse Gelir Hint'ten Yemenden,Nasip Değilse Ne Gelir Elden?

Dua Aynı Dua

Muhyiddin Ibn Arabi hazretlerinden Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)'ya gelir, ihtiyaçlarını arz eder: Çoluk çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri haline gelmiş. Al, der fakire. İhtiyacını karşıla! Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur. Allah aşkına söyle ya Ali ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der.  Hz. Ali (r.a.) anlatır. Kur'anı Kerim, Fatiha suresine gizlenmiştir. Bende Fatiha suresini okudum bu kumlara. Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor. Tekrar gelir H.z. Ali (r.a.)  Ben de okudum, ama bir şey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir eda ile cevap verir Ne yapayım, der. Du...

Can Boğazdan Çıkıyor! (Gıda Terörü)

Resim
. Can Boğazdan Çıkıyor! (Gıda Terörü) “Türkiye’de “hiç yemedim” diyen, bir büyük domuz götürmüştür. “ Pediatri profesörü bir hocamın sözüydü bu. Mamüllerinde domuz ürünü kullandığını tespit ettiği pastaneleri, gıda işletmelerini, dava açıp kapattıran da o hocamdı. Dini hassasiyetleri olmadığını söylemesine rağmen, domuz konusunda çoğu müslümandan daha fazla hassasiyet göstermesinin sebebini sormuştuk, anlatmıştı uzun uzun… Cahide ablanın ricası üzerine bu konuyu bir kez de ben anlatmak istedim. Gıda sektörü bütün ahlaksızlığıyla, her gün bizim ve çocuklarımızın bedenine  tecavüz  ediyor. Biliyorsunuz,  hazır yoğurtlarda, hazır  dondurmalarda , pastanelerde, jölelerde, kremalarda, market ürünlerinin bir çoğunda  “ kıvam artırıcılar ” adıyla domuz mamülleri kullanılıyor. Artık ‘neyin içinde var, neyin içinde yok’, net olarak bilmek neredeyse imkânsız. Haliyle bunları kullanan adamlara “kullanıyor musunuz” diye sorup, doğru yanıt vereceklerine güvenmek de...

Sâlih Amel Hatâları Siler.

lsrâiloğullarından bir adam bir buzağıyı annesinin gözlerinin önünde kesti. Elleri kurudu. Bu arada o oturuyordu. Düştüğünde, evinde idi. Annesi, hâlâ yavrusuna bakıyordu. Gitti, buzağının annesini okşadı, sevdi, onu götürüp ağılına koydu. Bu hareketi Allah'ın hoşuna gitti. Allah ellerini ona iade etti; yaptığına karşılık olarak. Çünkü sâlih amel hatâları siler. Kaynak: Ruhul Beyan